BİR ASRI AŞAN AYDINLIK: 29 EKİM
Her 29 Ekim sabahı, pencerelerden sarkan, sokakları al renge boyayan bayrakların fısıldadığı çok özel bir duygu vardır. O kırmızının içinde sadece bir bayram coşkusu değil; bu topraklara verilmiş derin bir söz, geçmişten bugüne ilmek ilmek taşınan kocaman bir yürek bağı saklıdır. Yıllar önce ağır bedeller ödenerek, her bir adımı imkânsızlıklar içinde atılan o zorlu yolun sonunda yükselen ses, sadece yeni bir devletin kuruluşunu değil, bitkin düşmüş bir milletin kendi kaderine sahip çıkışını müjdeliyordu: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
O gün filizlenen şey, kâğıt üstünde bir yönetim biçimi değişiminden çok daha fazlasıydı. Cumhuriyet; yokluğun, yorgunluğun ve belirsizliğin ortasında yeşeren, bu topraklara ayağını basan herkese ait bir umudun adıydı. Bir çocuğun sırasına oturup dünyayı değiştirebileceğine gönülden inanması, bir kadının hayatın tam merkezinde kendi hikâyesini cesaretle yazabilmesi, bir kalemin ya da fırçanın özgürce üretme hakkı hep o gün dikilen fidanın meyveleridir. Cumhuriyet, toprağa düşen her damla alın terinde, geleceğe uzanan her adaletli adımda yaşayan, bizler nefes aldıkça nefes alan canlı bir mirastır.
Bazen günlük hayatın hızı ve telaşı içinde, kelimelerin ve kavramların üzerini ince bir toz kaplar; ne kadar büyük bir şemsiyenin altında durduğumuzu unutuveririz. Ama ne zaman ki bir 29 Ekim kapımızı çalsa, Cumhuriyet’in aslında üzerimize giydiğimiz en korunaklı kimlik, fırtınalarda sığındığımız en sağlam çatı olduğunu bir kez daha derinden hatırlarız. Bize “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller olmayı öğütleyen; cehalete karşı bilimi, ayrışmaya karşı bir arada yaşamayı, karamsarlığa karşı tükenmeyen bir azmi koyan bu anlayış, hepimizin ortak paydasıdır.
Bu büyük mirası yaşatmak; sadece özel günlerde onu anmakla değil, işimizi en iyi şekilde yapmakla; edebiyatla, sanatla, fikirle, adaletle ve birbirimize duyduğumuz empatiyle büyütmekle mümkündür. Cumhuriyet, geçmişte tamamlanıp rafa kaldırılmış bir tarih sayfası değil; her sabah yeniden uyandığımız, elimizdeki kalemle, emeğimizle ve ürettiklerimizle her gün yeniden yazdığımız canlı bir gelecektir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bu topraklarda bağımsızlığı ve insanca yaşamayı bizlere armağan eden tüm kahramanlarımızı, adsız ustaları ve yolu aydınlatanları minnetle anıyorum. İçimizdeki o bitmeyen umut, üretim aşkı ve bir arada olma arzusu daim olsun.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun!