6 Ekim 2026, 00:07:38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 15°C
Az Bulutlu
Afyon
15°C
Az Bulutlu
Paz 17°C
Pts 19°C
Sal 19°C
Çar 20°C

MASKELİ DÜZEN

MASKELİ DÜZEN
22 Eylül 2026 14:40
286
A+
A-

İçinde var olanı dışa vuramıyorsan; eleştirilmekten, yargılanmaktan veya herhangi bir konuda haksız düşmekten korkuyor olabilirsin. Toplumun belirlediği normlara göre hareket edersen uysal, buna karşı gelirsen asi olarak tanımlanıyorsun. Zihninin derinlerinde dönen bu düşüncelerin ardından hiçbir şey olmamış gibi işe gitmeye, üniversitede derse girmeye, kendini ait hissetmediğin dost meclisinde gülmeye devam ediyorsun. Tüm bu karmaşaların odağında, olduğunun dışında ama düzenin içerisinde kalıyorsan iyi bir oyuncusun demektir; bilimsel karşılığı ise Carl Jung’un tespitinde…

Dünyanın bizden önce de var olduğunun, bizden sonra da var olacağının idrakindeyiz; bu öylesine sorgulatan bir şey değil hatta farkındalığın ilk adımı da olabilir. Farkındalık insana ayrı bir dikkat mekanizması getirdiği gibi algılamanın yönelmesi gereken noktayı da belirleyebilir. Algısı ve dikkati neye göre şekillenir insanın? Eski tiyatrodan günümüze uzanan olay, zaman ve mekân unsurlarının tek bir noktada birleşmesini zorunlu kılan üç birlik kuralı… Birey bulunduğu yerle, zamanla ve olayla bir yaşam mücadelesinin tam ortasında yer alır; beyaz yakalının ofis maceraları, üniversitelinin sınav haftası, işverenin vergi hesap dönemi, çocukların sokak oyunları ve daha nicesi… İnsan bir gün içerisinde tek bir alanda kalabildiği gibi birden fazla konumda onlarca olayla da karşılaşabilir. Farklı insanların yanında, farklı binaların altında ve hatta farklı kıyafetlerin içinde ne denli değişebilir ki insan; veya değişmeli midir? Belki de insan, bu dur durak bilmeyen mekân ve olay döngüsünde hayatta kalabilmek için her sahneye uygun bir kostüm, her role uygun bir yüz kuşanmak zorundadır.

Analitik psikolojinin kurucusu olarak bilinen Carl Jung, kelime anlamı tiyatro maskesi olan Persona kavramını ilk kez 1921 yılında yayımlanan “Psychological Types” (Psikolojik Tipler) adlı eserinde sistematik bir yapıya kavuşturmuştur. Jung’un teorisinde bu kavram, bireysel kişilik ile kolektif arketipler arasında bir bağ görevi görür. Bireyin dış dünya ve toplumla olan etkileşimini düzenleyen sistem, sadece yapay bir tiyatro sahnesinden ya da dışsal bir performanstan ibaret değildir; doğrudan zihnin derinliklerinde yer alan köklü bir psikolojik mekanizmadır. Bireyi olduğuyla olması gerektiği arasında geçişi sağlayan persona hem koruma görevi üstlenmekte hem de diğer yandan maskenin bireyi ele geçirme tehlikesine olanak vermektedir. Bir çalışma ortamında yöneticinin otoriter maskesi takması, evine gittiğinde ise bu maskeyi çıkararak çocuğunun “Hadi, eşek ol bineyim sırtına.” teklini kabul ederek evladıyla oyun oynaması belki de verilebilecek en uçuk ama en basit örneklerden biri olacaktır. İş yerinin uygun gördüğü kalıp ve sıfatlara bürünen bu insanlar için sorun tam da bu noktada gün yüzüne çıkmaktadır, personaya mahkûm olmak.

Benzer bir örnek üzerinden gidecek olursak; insanlarla az iletişim kuran, sadece yakınlarıyla yakın gibi olan, kolay kolay güvenmediği için mesafeyi koruyan, herhangi bir iş yaparken odaklanmayı seven ve bölünmekten nefret eden, sessizliği kalabalıklara tercih eden, herkese sahte gülmektense özel gördüğü kişilere gerçekten gülen bir yapıda olduğunuzu varsayalım. Sahip olduklarınız sizi bugüne kadar var eden veya sizin varlığınızla ortaya çıkardığınız özellikler. Herhangi bir firmada herhangi bir işe girdikten sonra olduğunuz gibi kalmanız durumunda sistemden ve düzenden dışlanmış hissetmeniz de oldukça olağan. İş yeriniz geleneksel bir kutlama olarak maskeli balo düzenliyor olsun, herkesin maskeli geldiği bir ortama siz gerçek yüzünüz ve benliğinizle katılabilir misiniz? Elbette katılabilirsiniz ama sistemin gerekliliklerinin dışında kalarak… Herkesin maske taktığı yerde gerçek kalırsanız herkesle mücadele etmek zorunda kalırsınız… Herkes değişmez ama belki siz karşınızdakine, bulunduğunuz ortama ve yaşadıklarınıza göre kendinize bir koruma mekanizması geliştirebilirsiniz; buna isterseniz persona deyin veya maske ya da koruma kalkanı…

Tüm bunları reddederek olduğu gibi kalmaya çalışan, özü sözü bir olan, çıkarları doğrultusunda çatışmayıp gününü minimum zararla kapatan biri olmayı da seçebilirsiniz; o zaman inandığınız yoldan dönmemeniz ve amacınızdan da vazgeçmemeniz gerekir. Her iki durumda da koşul var, koşulun olduğu yerde de bir bedel ortaya çıkar. İlki, çevrenize uyum sağlarken kendi özünüzü kaybetme riskini göze almanızı ister; ikincisi ise özünüzü korurken dünyanın size uygulayacağı baskılara ve yalnızlığa göğüs germenizi şart koşar. Yani hayat bize maskeli ya da maskesiz olma özgürlüğü tanır ancak bedelsiz bir yaşam konforu asla sunmaz.

1998 yılında doğan Fahri Yiyin, lise, lisans ve yüksek lisans eğitimlerini sayısal alanlarda tamamlamış; analitik düşünmeyi merkeze alan akademik bir birikim edinmiştir. Buna paralel olarak edebiyat ve felsefeye olan ilgisi uzun yıllara dayanan yazar, farklı disiplinlerden beslenen çok yönlü bir üretim alanı oluşturmaya çaba göstermiştir. Türkiye’de dört yıl boyunca mühendis olarak çalıştıktan sonra kariyerini Dubai’de sürdürme kararı almıştır. 2023 yılında yayımlanan Ardımdan Gelenler adlı şiir kitabıyla edebiyat alanındaki birikimini somut bir esere dönüştüren Yiyin, şiir, deneme ve inceleme türlerinde kaleme aldığı yazılarını çeşitli dergi ve dijital platformlarda paylaşmıştır. Deprem ve sigorta sektörünü ele alan iki makalesi ödüle layık görülen yazarın, yangın ve risk odaklı konularda kaleme aldığı ondan fazla teknik makalesi bulunmaktadır. İyi seviyede İngilizce ve Arapça bilmekte olup, yangın içerikli bazı yazıları yurt dışı dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar, edebiyat alanındaki üretkenliğini artırmayı ve düşünsel derinliği olan metinlerle okurla daha geniş bir bağ kurmayı amaçlamaktadır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.