SENDEN SONRA
Senden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı demeyeceğim.
Çünkü hayat, insanın canını yakan şeyleri bile zamanla gündelik bir sessizliğe çeviriyor.
Ama bazı geceler var, kimsenin bilmediği, saatin bile ilerlemekten vazgeçtiği.
İşte o gecelerde içimde bir kapı açılıyor.
Ve sen, hiç gelmemişsin gibi değil, hiç gitmemişsin gibi duruyorsun.
Garip… Hem de çok.
İnsan en çok söyleyemediği cümlelerle yaşlanıyor.
Ben sana “Kal.” diyemedim mesela.
Çünkü bazı vedalar ağızdan çıkmadan önce insanın içinde gerçekleşiyor.
Sen gittin.
Ben kaldım.
Ama aynı insan olarak değil.
Çok farklı, çok yabancı.
Oysa senden önce bir evim var sanıyordum.
Duvarları vardı.
Pencereleri, kapıları, kilitleri…
Senden sonra anladım, kalp, ev değilmiş.
Birinin yokluğuna rağmen yaşamayı öğrenmek zorunda kalan bir yermiş.
Şimdi anlıyorum, bazı insanlar hayatımızdan çıkmıyor.
Sadece hayatımızdaki yerlerini değiştiriyorlar.
Sen artık yanımda değilsin.
Ama içimde öyle bir yerdesin ki benden başka kimse ulaşamıyor oraya.
Belki de seni sevmenin en ağır tarafı buydu:
Seni kaybetmedim.
Seni, artık sana ulaşamayacağım bir yerde buldum.