MÜTEREDDİT BİR AKŞAM
Bütün şehir,
kendi gölgesine sığınmış bu gece.
Sokak lambaları sararmış bir hatıra gibi
titriyor kaldırım taşlarında.
Ben yine
kimsenin bilmediği bir yerimden kırıldım.
Adını koyamadığım şeylerin
en ağırını taşıyorum içimde.
Ne vakit kendime dönsem
karşıma başka bir ben çıkıyor;
biri susmayı öğrenmiş,
biri hâlâ eski bir kapının eşiğinde
ayak seslerini dinliyor.
Garip bir çağın içinden geçiyoruz;
herkesin söyleyecek sözü var,
kimsenin dinleyecek yüreği yok.
Kelimeler çoğaldıkça
insanların birbirine mesafesi büyüyor.
Belki de bu yüzden
bazı cümleler yarıda kalıyor,
bazı bakışlar söze varmadan
kendi içine dönüyor.
İnsan,
en çok da anlatacaklarını
anlatamadığı yerde değişiyor.
Biriktirdiği ne varsa
bir akşamüstü sessizliğine bırakıyor;
ne bir vedaya benziyor bu
ne de başlangıca.
Sadece insanın,
kendisiyle arasındaki mesafeyi
ilk kez fark etmesi gibi.
Ben şimdi
şehrin bütün gürültüsünden uzakta
tek bir kelime arıyorum.
Ne teselli olsun istiyorum
ne de unutulmuş bir hakikati
yeniden diriltsin.
Yalnızca
içimde hâlâ karşılığı bulunan
bir kelime…
Belki insanın bütün ömrü
o kelimeyi aramakla geçiyor.
Ve belki
dünya dediğimiz şey,
söylenmiş onca sözün arasında
henüz söylenmemiş olanı bekliyor.
Eline sağlık çok güzel bir eser olmus