18 Ağustos 2026, 15:09:38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 27°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
27°C
Parçalı Bulutlu
Sal 29°C
Çar 30°C
Per 31°C
Cum 32°C

GÖZYAŞLARIMI GİZLİYOR, YAĞAN BÜTÜN YAĞMURLAR

GÖZYAŞLARIMI GİZLİYOR, YAĞAN BÜTÜN YAĞMURLAR
18 Ağustos 2026 13:49
23
A+
A-

Küçücük bir çocukken sürekli ağlardım. 

Yere düşerdim, dizlerim yüzülürdü; hemen dolardı göz pınarlarım. İstediğim çikolatadan kalmazdı markette, titrerdi minik dudaklarım. Zayıf alırdım bir sınavdan, koca bir yumru otururdu boğazıma. Oyuncağım kırılırdı, sızım sızım sızlardı sol yanım. 

“Büyümek güzel şeydir.” derler, ben artık büyüdüm. Büyüyeceğime hiç inancım olmayan onlarca geceye rağmen hem de. Gelecek hayalleri kurmayı dahi beceremediğim akşamüstlerinden sonra büyüdüm. Gün doğarken ürperen vücuduma sardığım tek kolumla büyüdüm ben. Elimden tutup kaldıranım olmadı, yanımda bekleyen ve gözyaşlarımı silen hiç kimse olmadı. 

Hiç kimse. 

Bir aile, bir arkadaş, bir sevgili… 

Yapayalnız kalktım düştüğüm her bir çukurdan. Tek tek temizledim ayak bileklerime dolanan inatçı sarmaşıkları. 

Yazdım, dur durak bilmeden yazdım hem de. Önümdeki kâğıdı eskitene kadar durmadı tek dostum olan tükenmez kaleme sıkı sıkı sarılan ellerim. Bazen yanlış cümleler kurdum, bazen harflerin yerini karıştıracak kadar kendimde değildim. Yine de hatalarımı bile silmek istemedim. Bu yüzden titreyen ellerim daima o tükenmez kaleme sarılır, öfkeyle karalardı yanlış olan her şeyi. Silinmezdi ancak orada olan varlığını bana her daim gösterirdi. 

Gün geldi, karalamaz oldum yanlış gelen cümleleri. Gözümde bir ahenk oluşturdu birbirine karışan kelimeler. Başta ne olduğunu anlamadım, bir gece vakti idrak ettim her şeyi. Penceremin köşesinde gökyüzünü izlerken bir fısıltı sızdı kulağımdan içeri, göğüs kafesimin en derinine kazındı. 

“Sen artık büyüdün, bir daha hiç akmayacak gözyaşların. Görmeyecek kimse eksikliğini, zayıflığını. Hatalarını gizleyeceksin herkesten, hatta kendinden bile. Dimdik duracak başın, böylece artık kimse seni üzmeye cüret edemeyecek. Sen bile.” 

Bu cümleyi bana fısıldayan, iç sesimin ta kendisiydi. Biliyordum. Ve o günden sonra ben bir daha hiç çocuk olamadım. Hiç dolmadı gözlerim, titremedi dudaklarım, bir yumru da oturmadı belki boğazıma ama tüm bunlara rağmen hâlâ sızım sızım sızladı sol yanım. 

Ağlamak, rahatlatır.” derler. Ben o kadar çok ağladım ki bu yaşıma gelene dek, artık tek bir damla dahi kalmamış gözümdeki ırmaklarda. Birdenbire güçlü sanar olmuşum kendimi. Sırf gözyaşlarım artık o eskimiş kâğıdı ıslatmıyor, o mürekkep dağılmıyor diye. Uzun bir süre boyunca içimden dahi gelmedi tek bir damla gözyaşı akıtmak. Gururla baktım aynadaki aksime, paramparça olsam dahi o tek damlayı görmemek kabarttı göğsümü. “Bak, ne kadar güçlüsün. Atlatıyorsun.” diyip durdum kendime. 

Ama takvime kilit vuramazsın. Tüm kum saatlerini paramparça edemezsin. Akrep ve yelkovan daima ahenkle ritim tutmaya devam ederler. 

Bir gün geldi, sokağın sonundaki parkta gece vakti tek başıma salıncakta sallanırken birden sızlamaya başladı sol yanım. Öncekiler gibi değildi, her şey çok daha ağırdı. Soluklarım ulaşmıyordu ciğerlerime. Yine titredi dudaklarım, doldu göz pınarlarım. 

“Ağlamayacağım.” diye sayıklamaya başladım kendi kendime. 

“Tekrar güçsüz düşmeyeceğim.” 

“Ben iyiyim, iyi olacağım. Geçecek, ağlamayacağım.” 

Ve sonra, bardaktan boşalırcasına bir yağmur başladı. Başımı kaldırdım gökyüzüne; yıldızlar, bana birkaç damlanın güçsüz olduğumu göstermeyeceğini anlatmaya çalışıyormuş gibi bir başka parlıyorlardı o gece. Islanmaktan, hasta olmaktan korkmadım. Tenimi terk eden damlalara karıştı gözyaşlarım. 

O gün anladım ki beni güçsüz kılan ağlamak değildi. Duygularımı bastırmak ve onlara teslim olmaktı sol yanımı sızlatan. İçime attıklarımla baş edemeyecek hâle geliyor olmaktı. Yıllarca suçladığım gözyaşlarım, aslında en büyük kurtarıcımdı. 

Bulutlar yardım etmişti bana o gün, yağmurlar tutmuştu ellerimden. Her zaman korktuğum o şimşek sesleri, “yalnız değilsin” der gibi çalınmıştı kulağıma. 

Ve o geceden sonra hiçbir şeyi içime atmadım. Duygularımla baş başa bırakmadım zihnimi. Kaygılarım kovalamadı uykusuz günlerimi. Bazen yardım istedim çevreden, bazen satırlara sığındı ellerim. Ve çoğu zaman yanaklarımı ıslattı gözyaşlarım. 

Her seferinde aynaya baktığımda “Duygularını yaşadığın için seninle gurur duyuyorum.” derken buldum kendimi. Bir yanım hâlâ içimdeki çocuğu yaşatırken diğer yanım onun başını okşayıp gözyaşlarıyla gülümsemeye devam etti. 

Gökyüzüne sızan iç sesim, son bir kez konuştu benimle ağladığım gecelerin birinde: “İyi ki barıştın kendinle, iyi ki suçu gözyaşlarına atmayı bıraktın. İyi ki gurur duyuyorsun her şeyinle. İyi ki bir urgan dolamıyorsun artık boynundaki çizgiye. Geç de olsa, döndün tekrar kendine. Kaçmayı bıraktın. Ve A. Hanım, sen artık gerçekten büyüdün.” 

İsmim Aslıhan Ülkü Topay. Süleyman Demirel Üniversitesi Psikoloji 2. sınıf öğrencisiyim. Şiir ve deneme alanıyla ilgileniyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.