26 Ağustos 2026, 12:43:23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 32°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
32°C
Parçalı Bulutlu
Çar 33°C
Per 31°C
Cum 27°C
Cts 24°C

YA BENDE ONLAR GİBİ OLURSAM

YA BENDE ONLAR GİBİ OLURSAM
26 Ağustos 2026 11:11
8
A+
A-

Bir insan, iyi olmaktan ne zaman yorulur? Belki birinin canını yakmamak için sustuğu gün. Belki kendisine yapılanı karşılıksız bıraktığı gece. Belki de başkasının yükselişini izlerken onun basamaklarından birinin kendi kalbi olduğunu fark ettiği an. Çünkü bazen insanı kötülük değiştirmez, iyiliğinin karşılığında gördükleri değiştirir.

Birine yardım edersiniz, kendinizden eksiltip ona verirsiniz. Anlarsınız, beklersiniz, affedersiniz. Karşınızdakinin yerinde kendinizi düşünür, size yapılmayacağını sandığınız şeyleri bile sineye çekersiniz. Sonra bir gün dönüp baktığınızda, bütün bu anlayışın sizi daha iyi bir yere değil daha yorgun bir yere getirdiğini fark edersiniz.

Üstelik hayat bununla da kalmaz.

Siz kimseyi ezmeden ilerlemeye çalışırken, bir başkasının insanların omuzlarına basarak yükseldiğini görürsünüz. Siz birinin düşmemesi için elinden tutarken, başka biri aynı eli sizi aşağı çekmek için kullanır. Siz bir cümleyi kurmadan önce karşı tarafın nasıl hissedeceğini düşünürken, bazıları söylediklerinin kimin kalbinde ne bırakacağını hiç hesaplamaz.

Ve bir noktada kendinize bakıp sorarsınız: “Ben neden hâlâ böyleyim?” Sonra daha tehlikeli bir soru gelir: “Ya ben de onlar gibi olursam?”

Çünkü insan, sürekli kaybeden taraf olduğunu düşündüğünde kendi doğrularından şüphe etmeye başlar. Daha az önemsemeyi, daha sert konuşmayı, gerektiğinde karşısındakinin canını yakmayı düşünür. Biraz daha acımasız olursa belki daha kolay ilerleyeceğine inanır.

Onlar yükselirken siz yerinizde sayıyorsanız, bir süre sonra iyiliğiniz size erdemden çok yük gibi gelmeye başlayabilir. İşte insanın kendisinden uzaklaşması bazen böyle başlar.

Önce daha az konuşursunuz, sonra daha az güvenirsiniz. Yardım etmek istediğinizde durup düşünürsünüz. Birinin derdini dinlerken bile içinizden “Buna gerçekten değer mi?” diye geçirirsiniz. Bir zamanlar size çok uzak gelen davranışlar, zamanla o kadar tanıdık hâle gelir ki kendinizi onları yaparken bulmaktan korkarsınız. Çünkü insanın içindeki iyilik de yorulabilir.

Yorulduğunda tamamen yok olmaz, sadece sesini daha az çıkarır.

Fakat insanın kendisini korumayı öğrenmesiyle kendisini değiştirmesi arasında ince bir çizgi vardır. Herkese yetişememek kötülük değildir. Her şeyi affetmemek de öyle. Birinin hayatından çıkmak, onun kadar kötü olduğunuz anlamına gelmez.

Asıl mesele, size yapılan kötülüğün sizde neye dönüştüğüdür. Çünkü bir gün, size yapılanları başkalarına yapmaya başladığınızda yalnızca onlardan intikam almış olmazsınız. Bir zamanlar olmak istemediğiniz insana da biraz daha yaklaşırsınız.

Belki dünya değişmeyecek. Bazı insanlar hâlâ birbirlerinin üzerine basarak yükselecek. Bazıları dürüstlüğü zayıflık, merhameti saflık sanacak. İyiliğiniz her zaman karşılık bulmayacak.

Ama belki de mesele, onların nasıl yaşadığını değiştirmek değildir. Mesele, onların size nasıl davrandığının sizi kim yaptığını belirlemesine izin vermemektir. Çünkü iyi kalmak, hiç kırılmamak değildir.

İyi kalmak, kırıldığında bile kırıldığın kişiye dönüşmemektir. Onlar gibi olmak daha kolay olabilir.

Ben, kolay olanı seçersem kendimden geriye ne kalır?

“Yazmayı, insanın içinde birikenleri sessizce anlatmanın yolu olarak görüyorum.”
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.