Merhaba,
Kitapla ilgili ilk yolculuğum, annemin her hafta 7 adet aldığı ve odasındaki üst çekmecede sakladığı kitaplarla başladı. Kitapları annem kendi seçer, kendi sıraya koyardı. Ben bitirdiğim her kitaptan sonra koşarak gider, çekmeceden sıradakini alırdım. Hiçbir zaman diğer kitaplara bakmazdım. Bu ritüel benim için biraz meraklı, çokça heyecanlı ama hiç bitmeyen tatlı bir oyundu. Her hafta yeni kitaplarla heyecan başlardı. Benim edebiyatta iz bırakan ilk yolculuğum, ninni niyetine okunan kitaplardan çok, annemin bu tatlı oyunu ile oldu. O günden bugüne yazdığım hikâyelerle, okuduğum kitaplarla, izlediğim oyunlarla köklendim.
Zamanla hikâyelerin yalnızca sayfalarda değil, beyaz perdede ve dizilerin kurgusunda da yaşadığını fark ettim. Sinema salonlarının karanlığında başlayan o büyü, iyi bir sahneyle, güçlü bir karakterle, etkileyici bir diyalogla birleştiğinde içimde yazma isteğini çoğalttı. Dizi ve filmler benim için yalnızca birer hikâye değil; karakterlerin sessiz dönüşümlerini, duyguların görünmeyen yanlarını anlamamı sağlayan ayrı bir okul gibi oldu.
Siyaset bilimi okuduğum dönemdeki kısa röportajlarım, gazetecilik sürecimdeki yazı dizilerim, 26 yıllık profesyonel iş hayatım ile halen yürüyecek çok yolum, içimde büyüteceğim bir çocuk var.