HAYATA YARIN BAŞLAMAK
Bir sabah uyandım,
Hayatım benden önce kalkmıştı.
Masada akşamdan kalma birkaç bardak,
Çay tabağından yapılmış bir küllükte,
Filtresine kadar içilmiş onca sigara
Ve yüzümde kimsenin sormadığı yorgunluklar…
Meğer insan bir anda yaşlanmıyormuş.
Önce bazı şarkıları dinlerken susuyormuş,
Sonra kalabalıkların içinden eve dönmek isteği
Ve defalarca yaşanan o olay,
Aynaya bakıp kendi gözlerinden
Eski bir tanıdığını uğurlanışı…
Ben hayatı hep biraz sonra yaşayacağımı sandım.
Biraz daha param olunca,
Biraz daha zamanım kalınca,
Biraz daha cesur olunca…
O “birazlar” büyüdü,
Ben küçüldüm.
Şimdi anlıyorum;
İnsanın en büyük kaybı ölüp gitmek değilmiş,
Yaşarken kendi hayatına misafir kalmakmış.
Sevdiğim insanlar geçti önümden;
Bazılarına gururumdan sarılamadım,
Bazılarına kırgınlığımı anlatamadım,
Bazılarıysa ben daha “kal” demeyi öğrenemeden
Hayatımdan çıkıp gittiler.
Şimdi isimlerini içimden geçiriyorum,
Hiçbiri geri dönmüyor.
İnsan bunu da öğreniyor,
Bazı kapılar kapanmıyor aslında.
Sen yıllarca önünde beklerken,
Evin çoktan yıkılmış olduğunu geç fark ediyorsun.
Ömrümün sonbaharındayım,
Doğum günüme birkaç gün kaldı şurada.
Ağaçlar yapraklarını kaybediyor,
Ben yıllarımı.
Aramızdaki fark şu;
Onlar baharı bekliyor,
Ben hangi mevsimin beni
Geri vereceğini bilmiyorum.
Ve en ağır olanı ne, biliyor musun?
Bunca yıl yaşadıktan sonra
Elimde hala “keşke”den başka
Tutacak bir şeyin olmaması,
Fırtına koparıyor seyreden ruhuna.
Ben bir ömür geçirdim,
Ama sanki hayatımı yaşamaya
Hep yarın başlayacakmışım gibi hissettim…