17 Eylül 2026, 13:02:36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 17°C
Yağmurlu
Afyon
17°C
Yağmurlu
Cum 20°C
Cts 24°C
Paz 24°C
Pts 26°C

MAVİ BİSİKLET

MAVİ BİSİKLET
11 Eylül 2026 15:00
113
A+
A-

Sabahın ilk ışıkları tepelerin ardında görünmeden horozun sesini duydu.

“Of ya! Yine erken öttü bu horoz! Biraz daha uyuyabilseydim keşke. Annem seslenir birazdan. Bugün ayın kaçıydı? Okulların açılmasına ne kadar kaldı? Aman, nereden aklıma geldi?”

Örtüyü tekrar üzerine çekti. Biraz daha uyumak istiyordu. “Nasıl olsa annem kaldıracak, biraz daha uyuyayım.” diye düşündü. Sağa sola döndü. Tam dalmak üzereyken mutfaktan gelen tıkırtı sesleri, açma kapama sesleri kulağını tırmaladı.

“Her sesi de duymasam olmaz.” diye söylendi.

Annesi yine erkenden uyanmış, kahvaltı hazırlamaya koyulmuştu. Hiç istemeyerek yatağından kalktı. Lavaboya yöneldi. Elini yüzünü yıkamak iyi geldi. Mutfağın kapısını açtı.

– Ah oğlum! Seni uyandırdım mı? Aslında sessiz olmaya çalıştım.

– Önemli değil, anne. Biliyorsun, benim uykum hassas. Seninle ilgili değil.

– Oğlum benim, tatilde bile uyutmuyoruz seni. Bize kızıyor musun?

– Yok be anne! Hem babamın bana ihtiyacı varken nasıl uyuyayım? Sahi, babam kalkmadı mı?

– Uyandı, gelir şimdi. Sen başla oğlum.

Birkaç dakika sonra babası Harun Bey, saçları dağınık, gözleri yarı açık, hafif sendeleyerek kapıdan içeri girdi. Enes’i görünce:

– Oo, maşallah! Erkencisin oğlum. Aferin sana! Bugün tarladan her zamankinden çok kavun toplayacağız. Erken uyanman isabet olmuş.

– Neden bugün daha çok topluyoruz ki?

– E, bugün pazar günü. İstanbul’dan Akdeniz’e geçen çok olur. Bu fırsatı değerlendirmek lazım. Bir an önce yol kenarındaki yerimizi alalım. Hem ne demişler: Erken kalkan yol alır.

– Şey baba, benim bisikleti ne zaman alırız? Okullar açılmadan biraz sürmek istiyorum.

– Tamam oğlum, merak etme, alacağız. Tahsin abinle konuştum. Hafta sonu yeni bisikletler gelecekmiş. Haber verecek, gidip bakacağız.

Enes’in gözleri parladı, kalbi küt küt atmaya başladı. Birden yerinden fırladı.

– Ben doydum baba. Bir an önce gidelim tarlaya.

Onun heyecanını gören babası, gülümseyen bir yüzle:

– Tamam be oğlum, sakin ol. İki lokma yiyeyim. Sen giyin, kamyonetin lastiklerini kontrol et. Ben de giyinip geliyorum.

Hızlıca giyindi. Adeta uçar adımlarla merdivenlerden indi, kendini bahçedeki kamyonetin yanında buldu. Hayalinde, çamurlukları mavi renkte olan büyükçe bir bisiklet vardı. Arkadaşı Murat gibi artık onun da bir bisikleti olacaktı. Onunla beraber boş tarlada bisiklet yarışı yapacaklardı. Hayali bile güzeldi.

Enes hayaller içindeyken babası gelip direksiyona oturmuştu. Tarlaya gidene kadar hayalinde, heyecan içinde bisikletini sürüp durmuştu.

Henüz sabahın serinliği kaybolmamıştı. Kavunları toplayıp arabaya dizdiler. Doğrusu bu, Enes için oldukça yorucu bir işti. Alnından terler akarken bisikletinin hayali, onu motive eden tek şeydi.

Yol kenarındaki yerlerine geldiler. Kamyonetteki kavunları alıp babasına tek tek atıyordu, babası da alıp tahtadan yapılmış raflara diziyordu. Güneş artık kavurucu yüzünü iyiden iyiye göstermeye başlamıştı.

Kavunları dizme işi bittiğinde kıyafetleri terden ıpıslak olmuştu. Yedek kıyafetlerle üstünü değiştirdi. Şimdi sabırla bekleme zamanı gelmişti. Enes’in içi kıpır kıpırdı, umut doluydu.

– İşte, baba! Bir araba daha. Bak, bu kesin duracak.

– İnşallah oğlum.

– Haydi, yavaşla, yavaşla. Yaşasın! İşte duruyor.

– Akşam olmadan bitirebilirsek değmeyin keyfime.

– Bitecek baba, göreceksin.

Hakikaten de ikindi vakti geldiğinde raflarda sadece beş kavun kalmıştı. Bugün Harun Bey, tahmininden iyi satış yapmıştı. Yüzü gülüyordu. Bakışlarında şükür vardı. Oğlunun samimi çalışması ve temiz kalbinin bunda payı olduğunu düşünüyordu.

Eve yaklaşırken yol kenarındaki kavak ağaçlarının hışırtısı duyuluyordu. Bu sese kayıtsız kalmak mümkün değildi. Enes’in en sevdiği seslerdendi bu.

Yorgun argın kamyonetten inerken bu hışırtı iyiden iyiye dikkatini çekti.

O da ne!

Ağaçların altında bekleyen mavi bir bisiklet vardı.

Bundan sonrası ise sadece ve sadece mutluluktu.

ETİKETLER: , ,
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. 48 yaşındayım. Evliyim. İki oğlum var. Yazı yazmayı seviyorum. Çini sanatıyla da meşgulüm.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.