ÇUHA
Konargöçerlerin menzilidir ruhum,
Yazları sökün eden kervanlar,
Sararmış otlaklarına konarlar.
Şenlenir senenin üç ayı,
Üşümeden, ürpermeden,
Sevinçle kucaklar dolunayı.
Menzilin yamacına kurulmuş kara kıl çadırdır aklım.
Gâh yaylanın ayazı sarsar gövdesini,
Gâh yağmurun ziyadesi…
Onu ayakta tutan tek mukaddes;
Yazları uğrayan şems kafilesi.
Gönlüm menzilde filizlenen bir çuha,
Eflatun renginde çiçeğiyle gülümser bahara.
Kuytu köşelerde, gölge sığınaklarda bekler.
Lakin kurtulamaz akıldan ve güneşten;
Yaz başında çadır kurucularının ayakları altında
Ve güneşin uzun ziyaretlerinde solar gülüşler.
Çalı çırpılara kadar saçılan şems huzmeleri,
Bahar sonu dirilen çuhaları bile dizginler.
Ayva, nardan evvel döker ziynetlerini.
Fakat yakamaz kıl çadırı, ateşin aslı gönüldeyken.
Yıkamaz yağmur, o gaddar rüzgâr,
Çarmıha gerilmiş
Hürriyetçi insan çehreleri içindeyken.
Avuçlarından çivilenmiş ideolojiler,
Her an taze akan kanla
Haykırıyorlar; söksünler bu kara çadırı üstümüzden,
Çuhaya dönüp ölümsüz olalım hepten.