AŞK
Güz ilinde aşkı tanıdım, bildim;
Aldım elime, kör ateşti; didindim.
Göz ucuyla baktım da teni yakmaz,
Bana icabet ettiyse seni yakmaz.
Rüzgâr verdim gölgesine; eridi, bitti.
Ne kâğıtta bir isim ne renk veren divitti.
Kalbimde taşıdım, ummana vardım,
Önce bir güzel yıkadım, sardım.
Attım derin deryalara, suları yaktı,
İzledim hayret ile kıyılar bıraktı.
Yürüdüm, benimleydi; durdum, benimle,
Bazen tenimle, bedenimle, dilimle.
Ben az isem o çok idi; kalbimi tarttı,
Ne eksildi zerre-i miskal ne de arttı.
Bazen elim değse gönlüm kül olur,
Bazen hâlim değse kül de gül olur.
Sormaya mecalim varsa da korktum,
Çünkü çok zaman kalbimi burktum.
Sığındık bir mağaraya, yağmurdan kaçtık,
Biraz susuz idik, bayağı açtık.
Bana derin derin baktı, alevli, narlı;
Bazen buz tutan bir mevsim, bazen baharlı.
İmtihan mı, dedim; güldü ilk defa bana.
Konuşur muydu ona soru sorana?
Konuşmadı, damla oldu, aşındı,
Bir gönülden başka gönüle taşındı.
Aşk dedim, ummanlara daldırır,
Külü rüzgâr da ateşi su da barındırır.
Aşk, seni senden arındırır,
Bazen zamanı andırır,
Bazen yükseğe kanatlandırır.
Sen düştüm sanırsın,
Düşersin ve tanırsın.