NEREDE KALDI İSLÂM?
Dün gece seni gördüm düşümde. Kalabalıklar arasında yalnız kalmıştın. Sana gelmek istedim, uzattım ellerimi, kopardılar senin bana uzanan ellerini. Yine yalnız ve çaresiz kalmıştın. Herkes dört bir yandan seni konuşuyor ama senden değil seni nasıl düşündüğünden bahsediyor. Yardım böyle bir şey miydi? Gâvur dediğin millet sana yapılan eziyeti boykot ederken Müslüman dediklerin kenara çekilmişti. Ben de anlamadım, senin gibi garip garip bakındım…
Sonra uyandım, bir de baktım rüya değilmiş gördüklerim. Sen yalnız ve tek başına savaşıyorken Müslümanlar yuvalarına kapanmış eğlenmekte. Hani gâvur dediğimiz millet var ya, o bile geçmiş düşmanının karşısına, sana yapılan zulmü boykot etmekte. Bir de baktım çevreme, nerede kaldı İslâm diye, bulamadım…
Bana böyle anlatılmamıştı Müslümanlık. Hiçbir kitabında geçmez böyle kardeşlik. Ne tarih yazmıştı daha önce ne de yazılmaya fırsat vermişti iman.
Habil ile Kabil olmuş din, bürünmüş ete kemiğe, vicdandan nasip almamış varlık, karışmış aramızda gezinmekte. Gezinirken de herkesi kendine benzetmekte.
Eyy bre gafil, fark etmiyor musun, görmüyor musun? Dört bir yanda zulme uğruyor kardeşlerimiz!
Ne zaman dur demeyi öğreneceksin? Ya sen olsaydın onların arasında, ne hissederdin?
Sen savaşırken düşman ile, kardeşlerin düşmanının yemeğini yemekte, bir de gezinir kardeşim kardeşim demekte…
Hem demiyor mu İslâm dininin ulu peygamberi Resulü Ekber, “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” diye. Yoksa sen kendini İslâm âleminden saymaz mısın da gece gündüz tok gezersin? Sana verilen helal rızıklar yetmezmiş gibi düşmanının yemeklerinden yersin. Bir de bir kerelik diye kendini kandırırsın. Bir kere de olsa oturdun sen o düşman sofrasına, kardeşine atılacak kurşunlar için destek çıktın onlara. Senin bir kereliğinle üç can aldı düşman. Hâlâ durmaz, devam edersin bre vicdandan nasibini almamış, kendini Müslümanım diye kandıran mahluk…