26 Eylül 2026, 05:06:42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 22°C
Çok Bulutlu
Afyon
22°C
Çok Bulutlu
Paz 19°C
Pts 16°C
Sal 17°C
Çar 18°C

İNANMAK: BAZEN YOLA ÇIKMANIN İLK ADIMIDIR

İNANMAK: BAZEN YOLA ÇIKMANIN İLK ADIMIDIR
25 Eylül 2026 12:44
55
A+
A-

Bazen insanın elinde ne gidecek bir yolu ne de varacak bir durağı olur. Önünde sadece koca bir belirsizlik; kalbinde ise cevabını bir türlü bulamadığı binlerce soru birikir…

 

İşte tam da böyle zamanlarda insanın sığınabileceği tek bir şey vardır: İnanmak.

 

Belki de inanmak, her şeyin yolunda gideceğine dair kendini ikna etmek demek değildir. Aksine; her şeyin tepetaklak olduğu, işlerin kötüye gittiği anlarda bile yürümeye devam edebilecek bir sebep bulabilmektir.

 

Hayat bize her zaman soruların açık cevaplarını sunmaz. Bazen kapılar yüzümüze kapanır, bazen bir şey için uzun süre beklemek zorunda kalırız; hatta gittiğimiz yönü tümden değiştirmemiz gerekebilir. Biz tüm bu olup bitenler arasında ne yapacağımızı düşünüp dururken, tam da o kırılma noktasında kalbimiz bize usulca fısıldar:

 

“Düşme, devam et!”

 

Kimisi bu fısıltıya “umut” der, kimisi “cesaret”… Belki de bunun asıl adı insanın kendisine duyduğu güvendir. İnanmak da tam olarak bu değil midir zaten? Henüz gerçekleşmemiş bir şeyin olma ihtimaline kalbinde yer açabilmek…

 

Bir bebeğin düşeceğini bile bile umutla ilk adımını atması gibi…

 

Bir öğrencinin defalarca başarısız olsa da başaracağına inanarak tekrar tekrar çalışması gibi…

 

Hatta kalbimiz kırılmasına rağmen, onu kapatmayıp sevmeye devam etmemiz gibi…

 

Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde yeniden bir şeylere inanmak zorunda kalırız. Kendimize, başkalarına, yarınlara, değişebileceğimize ve bazı şeylerin yeniden başlayabileceğine inanmak…

 

Ama bence en zoru, insanın kendi gücüne inanabilmesidir.

 

Şimdi bir an olsun düşünmenizi istiyorum:

 

Hayatımızdaki pek çok güzel şey, öncelikle küçücük bir düşünceden ibaret değil miydi?

 

Bir ev, kurulmadan önce yalnızca bir hayaldi.

 

Bir yolculuk, yola çıkılmadan önce sadece bir fikirdi.

 

Bir kitap, yazılmadan önce tek bir cümleydi.

 

Ve derin bir dostluk, iki kişi birbirine henüz “merhaba” demeden önce sadece bir olasılıktı.

 

Sonra birileri kendine inandı ve o ilk adımı attı.

 

İnanmak; her istediğimizin bir gün mutlaka gerçekleşeceğine dair bir kesinlik taşımaz. Hayat bize her zaman beklediğimizi vermeyebilir. Fakat bu durum, yeniden bir şeylere inanmayacağımız anlamına da gelmez.

 

Belki bir kapının kapanması, başka bir kapının açılacağını garanti etmez. Ama kapının önünde sonsuza kadar beklememeliyiz. Bazen yön değiştirmek kaybetmek değil; kendine yeni bir olasılık, yeni bir yol sunmaktır.

 

Ve bazı başlangıçlar, insanın kendine şu sözü vermesiyle başlar:

 

“Belki zor olacak, çok kez düşüp çok kez yara alacak ruhum. Hayallerim gerçekleşmemiş olup hayal kırıklıkları yaşabilirim ama zamanla tekrar ayağa kalkıp ihtiyacım olan gücü yine kendimde bulacağım.”

 

Bence inanmak tam olarak bu anlama gelir: Her şeyden emin olmak yerine, emin olamadığın halde o ilk adımı atma cesaretini kendinde bulabilmek…

 

İnsanın hayata karşı sahip olduğu en derin, en güçlü duygu da tam olarak budur.

 

ETİKETLER: , ,
Adım Büşra Akel. Ayvalıklıyım. Daha çok deneme yazısı yazıyorum. Onun dışında şiir, gezi yazısı da yazıyorum. Gezmek, yazmak ve okumak hayatımın vazgeçilmez hobileri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.