MÜŞAHHAS
Hangi şiire vardımsa boş,
Şarkılar zaten iskelet.
Geçtiğimiz asır kabristanında,
Duyulmuş, duyulmamış, gelmiş geçmiş
Zamanın mümtaz simalarına,
Sanat halesinin mümessillerine niyaz ettim.
Ne benden sana taşan aşkı taşıyabilen satırlar,
Ne de seni tastamam betimleyen masallar…
Nafile! Bu asil vecibe bize kaldı.
Cılız kalemimle ben denize;
Zamanın evvelinde samanlar kalburdayken,
Issız kazamıza hoş geldin.
Asaletin nadasa terkedildiği yurdumu şereflendirdin.
Gariptin, bambaşka bakışların vardı;
İnsanın göz göze gelince
İskeletine kadar keşfedilmiş
Olmaktan utandığı keskin pertavsızlar…
Ah, beni yoldan onlar çıkardılar.
Baktıkça gördüm hayır ve şerrimi,
Benliği binbir parçaya bölen aynalarda.
Çocuksu gülüşümü gördüm evvela.
Sevildikçe sevdim kendimi,
Sevdikçe kendimi sevdim tüm evreni;
Ağacı, dağı, toprağı, toprak yolları,
Güneş’i, Ay’ı, yağmurları.
En çok da kuşları,
Hürriyet bahşeden kuşları…
Ben onlar gibiydim,
Nazarında cezp olurken: hür ve büryan.
Güle sunduğun buselerdendi
Simama yansıyan tebessümün,
Pür, hürmete şayan.
Ne Kerem Aslısını,
Ne Mecnun Leylasını şahlandırabilmiş senin aşkın kadar,
Deli taylar gibi dörtnala koşan asi ruhuma açtığın yollardan,
Gemsiz, eyersiz,
Ayazı sıvazlayarak yelem.
Hudutsuz, gölgesiz,
Koştum, müşfik topraklarında.
Ne gam, ne elem…
Öyle munis, öyle mukaddes topraklar.
Gezinemez eli kamçılı vicdansızlar,
Üstü yamçılı kansızlar.
Ne vakit susasam yağmurları çağırdı ellerin,
Ne vakit üşüsem güneş oldu gözlerin.
Yanındayken nisan oluyordu tüm aylar.
Yaz, kış, sonbahar…
Mevsimler şaşardı.
Karlı bir gün bahar olurdu,
Dallardaki karlar çiçek.
Kokun nisan yağmurlarını çağrıştırırdı.
Buram buram toprak kokuyordun;
Henüz yağmura yeni kavuşmuş toprak.
Aşkı muştulayan gözlerin sabitlenince gözlerime,
Fezaya yükselirdi kalbim, feyz aldığı tüm doğrularından sıyrılarak.
Sonra satırlarıma birikirdi gözlerin.
Yazdığım tüm şiirlerin öznesiydin.
Fasıl fasıl sen; sazımın nağmelerinde,
Yanık yanık söylediğim türkülerimde,
Uyurken düşlerimde, uyanıkken hayallerimde.
Sevdamı tarife yetmiyor satırlar.
Noktalayamadım sözümü sevdam gibi.
Ölümsüzsün yürekte, ruhlar gibi.