24 Ağustos 2026, 11:20:03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 32°C
Açık
Afyon
32°C
Açık
Sal 31°C
Çar 33°C
Per 30°C
Cum 26°C

DOSTLAR SAĞ OLSUN

DOSTLAR SAĞ OLSUN
24 Ağustos 2026 09:24
16
A+
A-

Derinlerden gelen bir sela sesi ile araladım gözlerimi, buğulu bir camdan bakar gibiydim. Hemen geri uyumaya çalıştım, sonra bir isim duyuldu: “Ali Açıkgöz vefat etmiştir.”

Bu… Babam!

Yataktan hızlıca doğruldum, birkaç adımda balkona attım kendimi ve tekrar duyuldu.

İnsan babası ölünce ne hisseder ki?

Biraz üzgün, biraz da mahcup eve girdim. Babamı mezarına bu halde sarhoş mu koyacaktım! Yıllarca yalvardı bırak şunu diye, dinlemedim. Üstümü başımı değiştirip nefesimdeki pis kokuyu elimden geldiği kadar kamufle ettim ve yola koyuldum.

İki sokak ötede olan o eve bir türlü varamadım; ben acele ettikçe yollar uzadı sanki.

Her adım attığım yerde soğuk bir el dokunuyor omzuma, o soğukluktan dökülen birkaç söz duyuyorum: “Başın sağ olsun”, “Emir Allah’ın”… Ben ise ezber ettiğim o sözle karşılık veriyorum: “Dostlar sağ olsun.”

Hangi dostlar peki? Kardeş kardeşe, evlat ataya düşman, akraba akbaba olmuş; hangi dost sağ olsun?

Evin kapısına geldiğimde, düşman gibi bakan iki abim ve kız kardeşim karşıladı beni.

— Ben babamın ölümünü seladan mı öğrenecektim! Niye arayıp haber vermediniz? diye sitem ettim.

Büyük abim üzerime doğru bir adım attı, kız kardeşim tuttu kolundan.

— Arasak ne olacaktı Umut! Elinde şişeyle sallana sallana hastanenin yolunu bulabilecek miydin?

Abimin bu sözleri karşısında söyleyecek bir sözüm yoktu, haklıydı çünkü.

İçeriye girmeye yeltendim, bu kez de diğer abim tuttu kolumdan.

— En son babam seni “Bu pisliği bırakmadan bu eve giremezsin!” diye kovmamış mıydı? Bırakmadığına göre giremezsin Umut.

Bu kez dayanamadım:

— Adam öldü!

Daha fazla konuşmak istemedim, abimi ittirip içeriye girdim; arkamdan koşar adımlarla geldiler. Ben çocukluğumun geçtiği evin o dar koridorunda ufacık odaya girdim ve kapıyı kilitledim.

O an kapıya bir yumruk indi. Ardı ardına gelen “Aç kapıyı!” sözleri ve kimse duymasın korkusu kapı eşiğinde kaldı.

Babam beyaz bir çarşafın altında, evinden kovduğu oğlunun yatağında yatıyordu. Titreyen bacaklarım ile babama doğru ilerledim, eğilip yüzünü açtım; bembeyaz yüzünde hüzünlü bir ifade vardı.

— Benim yatağıma yatırdıkları için mi üzgünsün baba? Bu odaya hiçbir zaman girmek istemezdin, “pis” derdin! O çok sevdiğin evlatların bunu bilmiyordu sanırım. Yaşarken konuşmama izin vermezdin, şimdi dinlemek zorundasın. Hayatın boyunca hep beni suçladın, bir kez olsun “Neden?” diye sormadın! Benim bir derdim değil, birçok derdim vardı baba ve tek bir dermanı vardı: “Sen”! Sen beni dermana layık görmedin! Oysa ben hep senin elin kolun olmaya çalışmıştım: Tarla sürülecek koş Umut, bağ bozulacak koş Umut, ekin ekilecek koş Umut… İş paraya gelince sus Umut! Benim şu ihtiyacım var ya da şuraya gitmek, gezmek istiyorum dediğimde “Ne yaptın, ne kazandın ki yiyeceksin Umut!” Şimdi gittiğin yerde harcamak için sen bu dünyadan ne kazanıp götürdün? Benden bir ah götürdün, gerisini bilemem.

Düğüm düğüm oldu boğazım, içimden geçen ve söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki… Ama artık anlamsız.

Son bir kez baktım yüzüne, parmak uçlarımı gezdirdim yüzünde, eğilip son kez öptüm.

Hakkını helal et, biliyorum etmezsin ama yine de istiyorum. Ben sana hep hayırlı bir evlat olmaya çalıştım ama beceremedim.

Arkamı dönüp çıktım odadan. Kapıyı açtım, kısa süreliğine göz göze geldik abilerim ve kardeşimle. Dışarıya çıkıp kaybolmak için bir adım atmak istedim ama beni ite kaka geri odaya soktular.

En büyük abim girdi söze:

— Bunca zaman yaptığın ahlaksızlıklardan sonra buraya hangi yüzle geldin! Miras için mi…

Artık daha fazla söz işitecek hâlim kalmamıştı.

— Kes! Sözünü bitirme sakın.

Diğerleri de destekledi abimi:

— Yalan mı? Miras için değilse ne için geldin?

Onlara cevap vermeden çıktım evden. Biraz nefes almak istedim. Çocukluğumda ne zaman üzülüp sıkılsam evin damına çıkar köyü seyrederdim, yine oraya çıktım. Yine köy ayaklarımın altında kaldı ama bu kez çok farklı görünüyordu.

Babamı yıkayacakları araba geldi, köy yeri, gasilhane falan yok tabii. Damdan izledim kalabalığı; babamı arabaya taşıyışlarını ve o arabadan çıkışını… Yanaklarımdan süzülen yaşlar yüzüme vuran rüzgar ile buz gibi olup dağılıyordu.

Birden ayağa kalkıp toparlandım, herkesten önce gittim mezarlığa. Uzakta bir ağacın arkasından izledim, babama son vedayı o ağacın arkasından ettim. Herkes gittikten sonra babamın mezarına varıp başucuna oturdum.

Uzunca bir süre sessizce ağladım:

Sana bir Fatiha bile okuyamam şimdi baba; öfkemden değil, pis nefesime Allah adını alamayacağım için.

Ceketimin içine sakladığım iki küçük içki daha vardı, onları çıkartıp açtım, mezarın başucundaki ağacın dibine döktüm.

— Son zehri senin yanına boşalttım baba, bitti artık. Ama bunu senin için yapmadım. Kendim için yaptım; çünkü ben bu zehre bağlanarak seni ve benden nefret eden herkesi haklı çıkardım. Beni bu hale düşüren aslında yine kendim oldu. Siz beni ezdikçe dik durmayı öğrenmek yerine daha da dibe çöktüm.

Derin bir nefes alıp kalktım ayağa, boş şişeleri ayağımla sağa sola iteledim.

Arkamı dönüp mezarlıktan uzaklaşırken yollar bu kez uzamıyordu. Sırtımdaki o ağır yükü taze toprağın başında bırakmış, adımlarımı ilk defa kendi geleceğime doğru atmaya başlamıştım.

 

 

Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü mezunuyum. 24 yaşında bir çocuk annesiyim. Mersin/Mut'da yaşıyorum. Yazmak için değil nefes almak için yazanlardanım.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.