17 Nisan 2026, 14:19:52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 20°C
Az Bulutlu
Afyon
20°C
Az Bulutlu
Çar 19°C
Per 21°C
Cum 18°C
Cts 8°C

UÇURUMUN KENARINDA

UÇURUMUN KENARINDA
17 Nisan 2026 12:54
11
A+
A-

Bir uçurum… Sonu görünmeyen bir yükseklik. Uzandım o uçurumun en ucuna, arabanın arkasına yaslanarak, rüzgârı kesercesine. Gökyüzüne baktım; biraz rüzgârı, biraz toprak kokusunu çektim içime.

Yine o sorular vardı aklımda:

Ben neden buradayım?

Ben kimim?

Ne için geldim?

Arkam ne benim?

Hayatım sadece üç beş koddan mı ibaret? Annem kim, babam kim? Kardeşim var mı mesela, ya da yeğenlerim? Hastaneden öncesi yok sanki. Birileri var ama yok… Herkes yabancı bana.

En sevdiğim tatlı ne mesela? Ya da en sevdiğim yemek? Hatırlamıyorum hiçbirini. Sadece birkaç aydır hayran olduğum o yazılımları hatırlıyorum.

O kazadan öncesi yok zihnimde. Gözümü açtığımda beyaz bir ışık ve etrafımda beyaz önlüklü insanlar vardı.

Bir senedir hep aynı kâbus: korna sesleri ve çığlıklar. Kullandığım araba kaza yapmış. Bir ay komada kalmışım. Araba artık kullanılamaz hâlde; bir araba mezarlığında hurda olmayı bekliyor.

Telefon çaldı. Eski iş arkadaşlarımdan biriymiş. Telefonda “Ali” yazıyordu ama ben Ali diye birini tanımıyordum. Nasıl olduğumu sordu. Hâlâ komada olduğumu zannediyordu.

“Bana ne oldu, Ali?” diye sordum.

Ali, son zamanlarda çok borca girdiğimi, geçimimi sağlayamadığımı ve bu yüzden zor bir süreçten geçtiğimi söyledi. O gün patron beni işten çıkarmış, yerine yazılımcı olarak yeğenini almıştı. Ali’nin dediğine göre benim kadar iyi değilmiş; hatta pencere açmaktan başka bildiği bir şey yokmuş. Yanına verilen stajyer öğretmiş çoğu şeyi.

“O gün sinirli bir şekilde çıktın ofisten, ben de arkandan geldim. Sen kendi arabana bindin. Sana yetişmek için ben de arabayla takip ediyordum. Virajda kontrolünü kaybettin ve uçuruma yuvarlandın. Birkaç ay komada kaldın. Seni aramak istedim, hatta kaç aydır aramak istiyorum ama korkuyordum… Ya gerçekten hafızanı kaybettiysen diye. Sana o gün yetişemediğim için özür dilerim, Ahmet.”

Kapattım telefonu.

Bir an doğruldum, arabaya yaslandım. Artık bana ne olduğunu biliyordum. Kim olduğumu da…

Ve yavaş yavaş hatırlamaya başladım.

Annemi, babamı…

En sevdiğim tatlının künefe olduğunu…

Parça parça geliyordu her şey.

Ama kaza anını hatırlayamıyordum.

Gözlerimi kapattım.

Direksiyon…

Korna sesi…

Yağmur…

Ve o viraj…

Bir an, ellerimi direksiyondan çektiğimi hatırladım.

Sonrası karanlık.

Adım Hanife Sever. 2004 yılında Elazığ’da doğdumElazığ Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencisiyim sizlerle olmaktan mutluluk duymaktayım.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.