29 Mayıs 2026, 19:42:35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 18°C
Hafif Yağmurlu
Afyon
18°C
Hafif Yağmurlu
Cts 19°C
Paz 22°C
Pts 23°C
Sal 24°C

BİR VALİZE İKİ HAYAT SIĞAR MI?

BİR VALİZE İKİ HAYAT SIĞAR MI?
26 Mayıs 2026 20:11
76
A+
A-

Bir valize iki hayat sığar mı?

Eğitim gördüğün o şehirden bir yolcu otobüsüyle ayrılırken aklından geçenler tam olarak bunlardır. Otobüse binersin, koltuğuna yerleşirsin ve bir süre sonra iç ışıklar kapanır. İşte o an, yolculuk tam anlamıyla başlamış demektir. Kulaklığını takarsın ve kafanı o soğuk cama yaslarsın. Ne zaman kafanı pencereye çevirip dışarıyı izlesen hiçbir zaman o akıp giden manzarayı fark edemezsin sanki. Çünkü gördüğün tek şey, aslında o karanlık yollar değil zihninden geçenlerdir. O karanlık cam, dış dünyayı değil doğrudan kendi içini gösteren puslu bir aynaya dönüşür. İşte o an daha önce defalarca geçtiğin o yollarda yine aynı eve gitme heyecanıyla ve kendi zihninle baş başa kalmanın verdiği o tarifsiz huzurla karanlıkta süzülen kendi aksine bakarak derin düşüncelere dalarsın.

İki şehir arasında düzenli aralıklarla mekik dokumak zamanla insana tam olarak nereye ait olduğunu unutturuyor sanırım. Yol uzadıkça, kilometre levhaları birer birer eksildikçe insan zamansız bir arafta buluyor kendini. Ne tam geride bıraktığın o mücadele şehrine aitsin artık o an ne de henüz varmadığın yuvana… Otobüsün o dar koltuğu, iki hayat arasındaki tek köprüdür. Her gidiş, aslında yeni bir başlangıç gibidir… Her seferinde dünyayı yeniden tanır, sokakları ve hayatın ritmini yeniden öğrenirsin. Birazcık sendelersin belki, ayak uydurmakta zorlanırsın ama zamanla o dengede durmayı bir şekilde başarırsın.

Yine de başarmak, yorulmadığın anlamına gelmez. Şu sıralar içimde en çok hissettiğim şey, tam olarak kendi içimde ikiye bölünmüşlük duygusu. İki farklı şehirde, iki farklı insan olarak var olmak; bulunduğun yerin havasına, kurallarına ve beklentilerine göre şekil alıp davranmak bazen öyle zor, öyle yıpratıcı ki… Her iki hayatta da güçlü kalmaya çalışırken ruhunun ne kadar yorulduğunu hissediyorsun. O ruh yoruluyor belki ama seni büyütüyor da.

Sonra o karanlık camdaki aksine bakarken fark ediyorsun ki bu yolculuklar aslında hep birer eşik. Hayattan vazgeçtiğin için değil hayata tutunabilmek adına yapılan iki farklı liman olduğu için…

Her ne kadar evinden uzakta, kendi mücadelenle baş başa olsan da yolunun her zaman o ilk “eve” düşeceğini bilmek sana ve içindeki çocuğa eşsiz bir güven verir.

Aslında her yolculukta, elinde taşıdığın o valizin fermuarını çektiğinde sadece kıyafetlerini değil iki farklı dünyayı tek bir yere sığdırmaya çalışırsın.

Bu süreç ne kadar yorucu, ne kadar arafta bırakıcı olsa da beni bu iki dünyaya da sımsıkı bağlayan çok geçerli sebeplerim var.

Ruhunu o şefkatli yuvada ve sarılışta yeniden şarj ettikten sonra, zamanı geldiğinde o valizi yeniden toplarsın. Kaldığın yerden daha güçlü bir şekilde devam etmek üzere o mücadele şehrine geri dönerken artık o ilk sorunun cevabını çok iyi biliyorsundur: Evet, bir valize iki hayat sığarmış. Biri seni sen yapan köklerin, diğeri ise seni yarına taşıyan dallarınmış…

ETİKETLER: , ,
Ben Nagihan Kırbaş, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi ikinci sınıf öğrencisiyim. Deneme yazılarıyla ilgileniyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.