MAHREMİYET
İnsan olarak sosyal varlıklarız. Gördüğümüz, duyduğumuz, konuştuğumuz her şey bizleri etkisi altına alır. Devamlı önümüze sergilenen olaylara artık alışırız, önceden tepki verdiğimiz şeyler gün geçtikçe normalleşmeye başlar.
Bu durum bize tanıdık geldi, değil mi? Duyarlı olduğumuz çoğu hadiselerden etkilenmiyoruz artık. “Bizi ilgilendirmez” diyerek kenara çekildiğimiz her değer, günden güne geçmişimizden ve zihinlerimizden siliniyor. Böylece kültür zenginliğimiz zayıflıyor. Bu, bir toplumu yokluğa sürükleyen en etkili savaş yöntemidir; sessiz sedasız bizleri içeriden çürüten bir etkendir. Geleceğimiz Allah’a (celle celalühu) emanet.
Televizyonlarda insan mahremiyetini ortaya döken tüm programlar, bu çürümeye destektir. İzlenen gizli yaşamlar insanlara bilgi katmaz; aksine “böyle de oluyormuş” rahatlığı verir, yapma serbestliği sunar. Sonuç olarak ahlaksızlığı yaygınlaştırarak utanma duygusunu kalplerden söküp alır. Utanma hakkında tüm peygamberlerin ortak bir sözü vardır: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap.” İnsanda utanma perdesi yırtılırsa aklı şaşkına uğratacak haller zuhur eder.
Manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bu tür programları proteste ederek şikâyet bildiriminde bulunmalıyız. Müslüman güdülen bir koyun değildir. İnancı ve değerleri uğruna mücadele eden bir kimliktir. Kuran’ı Kerimde; “Gizlilikleri araştırmayın” (Hucurat Suresi 12.ayet) buyuran bir dersimiz vardır. Rabbimizin bizlere vermiş olduğu nasihate kulak vermeli, insanların hayatları ve yaşantıları hakkında konuşmamalıyız. Kaldı ki bunun hakkında program yaparak tüm çirkinlikleri ortaya çıkarmak ne kadar doğru olabilir? Buna tepkisiz kalmak olur mu? Biz kendi kültür ve değerimize sahip çıkmaksak, kim bize sahip çıkar?
Günümüzün en acı haberleri varken, insanların anormal yaşamlarını gündem yapmak ne kadar vicdanı? Gerçek bir iyilik yapmak istiyorsak, mazlumun sesi olmaya ne dersiniz? Gerçek haber işte budur; diğerleri boş zaman kaybından ibarettir. Bize bıraktığı tek şey, kötülüğü yaygınlaştırmaktır. Güzel bir gelecek için iyiliği çoğaltmak, mazluma ses olmak ve manevi değerlere sahip çıkmak lazımdır. Kendi kültür çatımız yıkılırsa, üstümüze örtülen başka kültürleri çatı zannederiz.
Kendi dalını kesen bir millet olmayalım…