19 Mayıs 2026, 13:31:40
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 20°C
Az Bulutlu
Afyon
20°C
Az Bulutlu
Çar 13°C
Per 17°C
Cum 18°C
Cts 16°C

TİYATRO İLE OFİSTEN SAHNEYE

TİYATRO İLE OFİSTEN SAHNEYE
19 Mayıs 2026 12:34
31
A+
A-

Belirli bir şirkete veya kuruma bağlı olarak çalışan insanları ortak paydada buluşturan ve çalışan mutluluğu ile memnuniyetini doğrudan etkileyen bir problem gün yüzüne çıkmış durumda. Sabah 6’da uyanıp akşam 6’da evine girebilen insanların hafta içi yapmaya fırsat bulamadıkları onlarca aktivite, hobi ve etkinlik olabiliyor. “Tüm gün iş yerinde yoruluyorum. Akşam tiyatroya, konsere hatta dışarıda yemek yemeye bile mecalim kalmıyor.” şeklindeki cümlelerin sıkça kurulduğuna ve haklılık payı olduğuna şahidiz. Şirket binalarında bulunmanın çalışanlar için bir tercihten öte zorunluluk olduğunu da biliyoruz. Durum böyleyken kurumsal ve profesyonel olup çalışan bağlılığına, mutluluğuna ve motivasyonuna önem veren bazı şirketlerin; insan kaynakları departmanları aracılığıyla sosyal etkinlikler düzenlediği ve aktivite kulüpleri kurduğu da gözlemlenen bir başka nokta.

Bir zamanlar okullarda çevre, spor, müzik, sağlık, resim gibi farklı sınıf ve potansiyellerdeki öğrencileri bir araya getiren kulüpler kurulurdu. Birçok öğrenci isminden ve içeriğinden dolayı spor kulübünü tercih edebilirdi fakat kontenjanlar nedeniyle öğretmenler belirleyici rol oynardı. Hatırlanan kadarıyla bu kulüpler, okuldan okula değişmekle birlikte iki haftada bir olacak şekilde sınıflarda bir araya gelirdi. Uygulamanın verimi ve katkısı elbette tartışılabilir ancak birçok öğrencinin o buluşma günlerini heyecanla beklediği, farklı sınıflardan arkadaşlarıyla bir araya geldiği bu sosyalleştirici yapının yıllar sonra şirketlerde çalışan insanlar için de uygulanması ciddi bir fayda sağlamaz mı? Bunu tiyatro aracılığıyla yapmak, hem yaratıcılığı artırmak hem insanları sanatla buluşturmak hem de herkesin statülerini bir kenara bırakarak kendi benliğiyle sahneye çıkmasına öncülük etmek anlamına gelmez mi? Kim bilir, belki de gizli yetenekler ortaya çıkar, çalışan kaybolduğu kurumsal dünyada nefes alabileceği yerin sanat olduğunu fark eder. “Yan Yana” filminde yer alan iki başrolün kendi arasında geçen bir konuşmada, “Sence insanlar neden sanatla ilgilenir?” sorusuna verilen cevap tam da bu sebeple dikkat çekicidir: “Sanat, dünyada geçirdiğimiz zamanın tek izidir.” Plazalarda, yüksek binalarda ve ofislerde kaybolan yüz binlerce çalışanın tiyatro aracılığıyla iz bırakması; beyaz kâğıtların, bilgisayarların ve toplantıların ötesinde sahne bilgisi edinmesi; prova yapması ve bunlara ses-nefes çalışmalarıyla başlaması, dünyanın bir binadan ibaret olmadığını açıkça gösterir.

Tiyatro kulübüne katılan kişi sayısı belirli bir sınırın altında da olabilir, üstüne de çıkabilir; nitekim bu bir sorun olmaktan ziyade çeşitlilik yaratır. Tek kişilik oyunlar olduğu gibi kalabalık ekiplerle sahnelenen oyunlar da vardır. Bazı kişiler sahnede yer almak istemeyebilir ancak iyi bir kulağa ve müzik bilgisine sahipse şarkılara-seslendirmelere katkı sunabilir, ses düzenlemelerine destek olabilir. Kurulacak kulüplere herkes doğrudan oyun sahnelemek amacıyla katılmayabilir, bunun yerine izledikleri tiyatroları daha bilinçli değerlendirme, analiz etme ve yorumlama fırsatı da bulabilirler.

Peki tüm bunlar kendiliğinden mi gerçekleşmeli? Elbette hayır. Ülkemizde sanata ve sanatçıya verilen değerin seviyesi maalesef ortada. Bu doğrultuda alanında yetkin tiyatro eğitmenleri, oyuncuları ve yazarları için yeni bir iş fırsatı ve çalışma alanı da oluşabilir. Şirketlere tiyatro eğitimi vermek üzere kurulan bazı firmalar mevcut olsa da doğrudan bu firmalara başvurmak şart değildir. Özellikle büyükşehirlerde bulunan özel tiyatrolarda, yılın farklı dönemlerinde sahnelenen oyunların yanı sıra bilgili, deneyimli ve öğretmeyi seven kişilerin de bu sürece dahil olması, kapalı binalarda çalışan insanlara ulaşmak açısından anlamlı olacaktır.

Yaklaşık bir yıllık çalışmanın ardından şirket çalışanlarının hazırladığı bir oyunu ilk etapta kendi çalışma arkadaşlarına sahnelemesi, sonrasında ise sosyal sorumluluk kapsamında gelirleri ihtiyaç sahiplerine veya ilgili kurumlara aktarılmak üzere belirli periyotlarla sergilemesi, sanatın iyileştirici gücünü somut şekilde ortaya koyar. Tiyatronun içinde yer almak, bir metni alıp didik didik etmek ve onu sahneye taşımak uzun ve meşakkatli bir süreç fakat içine giren herkes işin sadece bir oyun çıkarmak olmadığını da aynı zaman diliminde fark edebiliyor. Provalar, tartışmalar, ezberler ve eksikler derken birlikte geçirilen her vakit; süreci herkesin bir şey kattığı ve aynı zamanda bir şey öğrendiği deneyime dönüştürüyor. Tiyatroyu yeni yeni tanıyanlarla bu işi bilen birinin aynı yerde buluşması da süreci değerli yapan ana etken olarak karşımıza çıkıyor.

Tiyatro; şirkette müdür olanın sahnede statüsünü bir kenara bıraktığı, operasyon uzmanının bir kraliçeye dönüştüğü ve ekip direktörünün de başkalarına hizmet ettiği bir alan yaratabilir. Oluşturulan bu alanı sahne olarak tanımlarsak, üzerinde bulunan herkesi aynı seviyede buluşturan bir nitelik taşır ve hangi açıdan bakılırsa bakılsın herkes için aynı yükseklikte algılanır. Şirketlerde çalışan insanları sahne yüceltmekle kalmayıp iyileştirir hatta her birine farklı bir karakter üzerinden dünyaya bakmayı öğretir. Zaten dünya da William Shakespeare’in dediği gibi başlı başına büyük bir sahne değil midir? Ortaya konacak eserler nitelik, kapsam ve yeterlilik açısından her zaman eleştirilebilir ancak bu eleştiriler doğru dozda olduğunda esere katkı sağlayan efektif unsurlara da dönüşebilir. Tiyatronun ve tiyatro emekçilerinin kıymetinin bilinmesi, yaygınlaştırılması ve benimsenmesi dileğiyle…

1998 yılında doğan Fahri Yiyin, lise, lisans ve yüksek lisans eğitimlerini sayısal alanlarda tamamlamış; analitik düşünmeyi merkeze alan akademik bir birikim edinmiştir. Buna paralel olarak edebiyat ve felsefeye olan ilgisi uzun yıllara dayanan yazar, farklı disiplinlerden beslenen çok yönlü bir üretim alanı oluşturmaya çaba göstermiştir. Türkiye’de dört yıl boyunca mühendis olarak çalıştıktan sonra kariyerini Dubai’de sürdürme kararı almıştır. 2023 yılında yayımlanan Ardımdan Gelenler adlı şiir kitabıyla edebiyat alanındaki birikimini somut bir esere dönüştüren Yiyin, şiir, deneme ve inceleme türlerinde kaleme aldığı yazılarını çeşitli dergi ve dijital platformlarda paylaşmıştır. Deprem ve sigorta sektörünü ele alan iki makalesi ödüle layık görülen yazarın, yangın ve risk odaklı konularda kaleme aldığı ondan fazla teknik makalesi bulunmaktadır. İyi seviyede İngilizce ve Arapça bilmekte olup, yangın içerikli bazı yazıları yurt dışı dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar, edebiyat alanındaki üretkenliğini artırmayı ve düşünsel derinliği olan metinlerle okurla daha geniş bir bağ kurmayı amaçlamaktadır.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.