GÖLGE
Göğün yağmur,
Yerin Hızır vakti,
Kastım mayıs.
Temmuzun yavan ıssızlığındayız,
Tam yaz ortası…
Güneşin uzun sefası,
Baykuşların ıssız sedası…
Demem o ki; ahtım mayıs.
Hatırımda taptaze,
Henüz üşüyoruz
Melteme yelken olurken gövdemiz.
Deniz serin, rıhtımdayız.
Ay dolmuş, taşıyor deniz çizgisinden,
Kımıldar iskelede gölgemiz.
Başım düşüyor omzuna,
Muradım yakamoza.
Ayaklarım denize basıyordu.
Dikilseydim üstüne ayaklarımın,
Boğulurdum.
Çekseydim denizden hepten,
İdam sehpasından kopan ayaklar gibi
Sallanırdı ölümün tarifi…
Sonra midyeci seslendi uzaktan:
“Dalınmaz denize, incisi olmadan.”
Ardından takunya sesleri, fısıltılar…
Durdular, baktılar, seyre daldılar.
Meftun oldular; denize değil dehlize,
Ay’a değil halesine,
Bize değil gölgemize,
İskeledeki ayaksız resmimize…
Şimdi yaz geldi,
Deniz dindi,
Sen gittin, ben gittim,
Gölgemiz silindi…
Temmuzdayız;
Yağmursuz, yarsızız.
Bir masal oldu mayıs.