21 Nisan 2026, 15:57:41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 14°C
Az Bulutlu
Afyon
14°C
Az Bulutlu
Sal 17°C
Çar 18°C
Per 6°C
Cum 12°C

CENNET KUŞLARINDAN MEKTUP

CENNET KUŞLARINDAN MEKTUP
21 Nisan 2026 14:01
19
A+
A-

​Ben Narin… Size bu satırları yazarken aramıza yeni arkadaşlar katıldı. Her geçen gün sayımız çoğalıyor. Her birimizin hikâyesi farklı ama sonu aynı. Kimimiz, görmememiz gereken şeylere şahit olduk diye susturulduk bir çift el tarafından ki o eller bize yabancı değildi, en yakınlarımızdı. Kimimiz bir intikam uğruna, üzerinde neşeyle oynadığımız bahçenin soğuk toprağına gömüldük. Bazılarımızın bedenini o kadar çok incittiler ki yüreğimiz bu acıya dayanamadı. Gücümüz tükendi, kapattık gözlerimizi.

​Enkazlar varmış geldikleri yerlerde, duyuramamışlar seslerini o beton yığınlarının arasından. Onlarca çocuğun son nefesi karanlığa gömülmüş. Kimi daha doğar doğmaz canilerin ellerinde açamamış gözlerini dünyaya. Ya savaştan gelen binlerce çocuk? Söylediler mi size? Her gün yüzlercesinin gözleri kapandı toz bulutlarının arasında, babalarının kucağında… Biz çocukların en sevdiği şeydir su. Nereden bilecektik o masmavi serinliğin bize sonsuz bir sessizlik olacağını? Kimi son kez okyanusu görmüş, kimi denizi, kimi gölü, kimi ise bir havuzu. Şimdi dalgıçlar arıyor bizi, o çok sevdiğimiz suların derinliklerinde.

​Kimimiz ısınmak için soba yakmıştık, sonra havasız kaldık o son nefesi ciğerlerimizden çekerken. Birileri “Karne hediyesiydi o kış tatili.” dedi. Gün boyu kaymışlardı ama son gördükleri şey karın beyazı değil alevin kızıllığıydı. Diğer taraftan sessiz çığlıklar geldi, bizlere ilaç yetişmedi. Yatağa bağlı bir ömürde, ilacımızın parasına ailemizin gücü yetmeyince bedenimizin de dermanı kalmadı. Belki aileyi kurtarırız diye dünyaya gelmiştik ama ne aileyi kurtarabildik ne de kendimizi. En yakın bildiğimiz anne ve babamızdan bir öfkeyle kopardılar bizi hayattan. Kimimiz ise gelecek hayalleri kurduğumuz ve bunun için çalıştığımız okul sıralarında son kez gördük o dersi.

​Daha ne çok hikâye var, biliyor musun? Bir çocuk için dünyadan ayrılış bu kadar kolay mıydı? Hayallerimiz vardı bizim. “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna verilmiş hazır cevaplarımız vardı. Oynayacak oyunlarımız, söyleyecek sözlerimiz vardı. Ne oldu bunlara? Hepsi yarım kaldı. Boyanmamış kâğıtlar, ucu açılmamış kalemler, kapağı aralanmamış kitaplar, kapı arkasında ütüsü bozulmasın diye asılmış o tertemiz önlükler… “Seneye de giyersin.” diye büyük alınmış giysiler, eskitilmemiş ayakkabılar kaldı geride.

​Sorarım size şimdi: Kimler neden oldu bunlara? Ben söyleyeyim size. Belki yine, her zaman yaptığınız gibi susarsınız. “Aman duyduğunu, gördüğünü anlatmasın; başımız yanar.” diyerek bizi hayattan koparan en yakınlarımızı saklarsınız. Sırf anne ve babamıza inat olsun diye bir intikam uğruna bizleri kurda kuşa yem edip dağa taşa saklayan o sahte tanıdıklar… Evlerimizi yaparken bizleri değil harcayacağı demiri, kıracağı kolonu düşünen, temelleri sağlam atmayan büyükler… Denetlenmemiş ama denetlendi gösterilen, yangın merdivenini bize çok görenler… Uzaklardan emir verip evleri, okulları, hastaneleri bombalayan caniler… Ve oyun oynamayı bırakıp can yakmayı öğrenen, aklı karıştırılmış yaşıtlarımız…

​Hepsi bizlerin yaşayacağı hayatları ellerimizden aldı. Neşeyle koşup oynadığımız parklarda, okul bahçelerinde bir gün son kez oynadık. Bize armağan edilen o “çocuk bayramı” yine yaklaşıyor. Biliyoruz, dünya o günü yine kutlayacak ama biz bu bayramda da yokuz. Bizim için artık çok geç belki ama sokaklarda hâlâ koşan, parklarda hâlâ gülen o çocukların ellerini sakın bırakmayın. Bizim yarım kalan masallarımızı onlara tamamlatın.

​Bu mektup bizden size… Ben Narin ve hiç büyümeyecek olan binlerce arkadaşım. Biz sizi oradan, yıldızların arasından izliyor olacağız.

​Çocuklar, bayramınız kutlu olsun; hayalleriniz gerçek…

Yazmayı ve okumayı seven kimyacı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.