5 Haziran 2026, 19:26:39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 25°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
25°C
Parçalı Bulutlu
Cum 24°C
Cts 24°C
Paz 26°C
Pts 26°C

GÖRMEK İÇİN GERİ DÖNMEK

GÖRMEK İÇİN GERİ DÖNMEK
5 Haziran 2026 18:16
19
A+
A-

O gün gökyüzü sanki yanlış bir zamana açılmış gibiydi.

Adrian gözlerini açtığında bulunduğu yerin “şimdi” olmadığını hemen anladı. Hava farklıydı; ışık bile daha yaşlıydı. Sanki dünya, onun yokluğunda kendi kendine yaşlanmıştı.

Cebindeki notta tek bir tarih yazıyordu: 60. doğum günü. Ve bir isim: Cassel.

Yürümeye başladığında ilk fark ettiği şey insanlar oldu. Kalabalık bir ev, bahçeye taşmış kahkahalar, şarap kadehlerinin birbirine değdiği o sıcak, yapay mutluluk… Ama o hiçbirine bakmıyordu. Bakışları, yılların içinden bir iz arar gibi her yüzü yokluyordu.

“Bu değil.”

“Bu olamaz.”

“Hayır… O değil.”

Her adımda zaman biraz daha ağırlaşıyordu. Sanki geçmiş onu geri çağırıyordu ama yanlış bir yerden tutuyordu.

Sonra onu gördü.

Bahçenin ortasında, herkesin arasında.

O kadın.

Saçlarına ak düşmüştü ama hâlâ o tanıdık ışığı taşıyordu. Gülüşü bile değişmemişti; sadece daha yavaş, daha dolu, daha anlamlıydı. İnsanlarla konuşuyor, elini onlarınkine dokunduruyor, küçük hikâyeler dinliyor, kahkahalar atıyordu.

Adrian bir an nefes alamadı.

Çünkü bu kadın, onun zihninde hâlâ gençti.

Ve şimdi…

Yaşanmış bir hayatın tamamı yüzüne yazılmıştı.

Bir adım attı.

Sonra bir adım daha.

Kadın onu gördüğünde kalabalığın sesi sanki bir anda kesildi. Gözleri dondu. Sanki bir rüya yanlış kapıdan içeri girmişti. Elindeki kadeh hafifçe titredi.

“Beni… nasıl buldun?” dedi kadın.

Sesi neredeyse bir fısıltıydı.

Adrian durdu. Yaklaştı ama sarılmadı. Sanki dokunursa her şey bozulacakmış gibi.

“Bunu bilmiyorum,” dedi. “Şu an bu önemli değil. Çok zamanımız yok. Geri dönmem gerekiyor.”

Kadın bir adım geri çekildi.

Kendisi yaşlanmıştı ancak karşısındaki adam…

Kırk yıl öncesindeki sevdiği adamdı.

Yüzü gençti. Gözleri, o yüzde bir cevap arıyordu. Ama bulamıyordu.

Çünkü adamın yüzünde bile artık zaman yoktu. Sanki varlığı, burada uzun süre kalamayacak bir yankıydı.

“Ne demek geri dönmek?” dedi kadın. “Sen… sen yıllar önce…”

Adrian başını hafifçe eğdi. Gülümsemeye çalıştı ama olmadı.

“Evet,” dedi sakin bir sesle. “Sen bana sormuştun. ‘Beni kırk yıl sonra görsen yine tanır mısın?’ diye. Bak işte… Seni tanıdım.”

Bir an sessizlik oldu.

Rüzgâr bile konuşmayı dinliyordu.

Kadın gözlerini kısmıştı. Bir şeyi anlamaya çalışıyordu ama bazı gerçekler insanın içine sığmıyordu.

“Beni görmek için mi geldin?” dedi sonunda.

Adrian hemen cevap vermedi.

Çünkü doğru cevap hiçbir zaman tek kelime değildi.

Gözlerini kadının yüzünde gezdirdi. Kırışıklıklarında değil…

Gözlerinde aradı onu.

Ve orada buldu.

Aynı bakış.

Zamanın bile silemediği bir şey.

“Evet,” dedi sonunda. “Sanırım… evet.”

Kadının gözleri doldu ama ağlamadı. Sanki yılların öğrettiği bir sabırla tuttu kendini.

“Peki şimdi?” diye sordu.

Adrian bir an uzaklara baktı. Bahçeye, ışıklara, gülüşlere… Sonra tekrar ona döndü.

“Şimdi gitmeliyim,” dedi. “Çünkü ben zaten…”

Durdu.

Kelimeyi seçemedi.

“Ben zaten bu zamana ait değilim.”

Kadın bir şey söyleyecek oldu ama söyleyemedi.

Çünkü bazı vedalar konuşulmazdı.

Sadece yaşanırdı.

Adrian son kez baktı.

“Mutlu yaşa. Doğum günün kutlu olsun…” dedi.

Sonra kalabalığın içinden değil…

Zamandan çekildi.

Ve gitti.

Kadın uzun süre olduğu yerde kaldı. Elindeki kadeh hâlâ yarım doluydu.

Etrafındaki insanlar gülüyordu ama o artık aynı yerde değildi.

Çünkü bazı karşılaşmalar insanın hayatına değil…

Kalbine gelir.

Ve oradan hiç çıkmaz.

Kadın gözlerini kapadı.

Adrian’ın hayata veda ettiği gün gözünün önüne geldi.

O…

Gülüyordu.

Evet.

Ve sonra gülmeyi unuttuğunu fark etti.

Etrafındaki kalabalığa gülümseyerek baktı.

Onu uzun zaman sonra ilk defa gülerken görenler, şaşkın bakışlarla onu izliyordu.

Topkapı Üniversitesi C.E. Nedime, Konyak Cinayeti'nin yazarı
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.