5 Haziran 2026, 16:59:48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 25°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
25°C
Parçalı Bulutlu
Cum 24°C
Cts 24°C
Paz 26°C
Pts 26°C

SÜRAHİ

SÜRAHİ
5 Haziran 2026 15:43 | Son Güncellenme: 5 Haziran 2026 15:44
18
A+
A-

 

Pencereden yansıyan güneş gözlerini kamaştırdı. Gözlerini iyice kıstı, güneşliği indirdi. Sehpanın üstündeki sürahiyi aldı, mutfağa geçti. Sürahiyi suyla doldurdu. Temiz bir bardak aldı; sürahiyi ve bardağı sehpanın üzerine, her zamanki yerlerine yerleştirdi. Sürahiye dalgın dalgın baktı. Bir şey hatırlamış gibiydi. Aldırmadı.

— Günaydın Esma! Oo! Sürahi taze suyla dolmuş. Bir bardak içeyim bari. Ellerine sağlık!

— Afiyet olsun! Evet, yeni doldurdum suyu.

— Kahvaltıyı ne zaman yaparız?

— Yarım saate hazır olur. Menemen yapayım mı?

— Hiç sorulur mu? Yap tabii. Biberi iyi kızartırsın, domatesin suyunu da iyice çektir.

— Tamam, tamam. Her zamanki gibi işte.

Ağır adımlarla mutfağa geçti. Kısa bir süre sonra menemenin mis kokusu evi sarmıştı. Ahmet Bey, kokunun cazibesine kapılarak mutfağa girdi. Masanın üstündeki kahvaltılıklara göz attı. Ocakta fokurdayan çaydanlığı süzdü. Yüzünde memnun bir ifade belirdi.

— İşte, en sevdiğim ses! Menemen de mis gibi koktu. Emre kahvaltısını yaptı mı?

— Yaptı tabii, bir saat önce çıktı. Bugün erken saatte dersi varmış.

— Ben de kahvaltımı yapıp gideyim. Bugün iş çok. Ha, bu arada işten bir saat kadar geç çıkacağım. Yemeği ona göre hazırlarsın.

Ahmet Bey, telefonuna bakarak kahvaltısını yaptı. İzledikleriyle bayağı da eğlendi. Artık bulduğu gibi estetik görünmeyen masadan kalktı. Giyinmek için yatak odasına geçti. Üstünü giydi, tam kapıdan çıkarken:

— Akşam ne yeriz Esma? Giyinirken aklıma geldi. Şöyle bir kıymalı pide yapsan nasıl olur?

— Olur, yaparım. Eksik malzemeler var ama onları da alırım.

— Harika! Şimdiden ağzım sulandı vallahi. Haydi, hoşça kal.

Belli belirsiz bir gülümseme ve asansörün kapanma sesi… Esma Hanım kapıyı kapattı, tekrar mutfağa yöneldi. Masayı topladı, bulaşıkları makineye yerleştirdi. Yaptığı her şeyi düşünmeden yapıyor gibiydi. Her şey ezberindeydi…

Ne söyleyeceği, ne yapacağı, hangi soruya nasıl cevap vereceği, hangi yolu kullanacağı, hangi markete gideceği, kıymayı hangi kasaptan alacağı… Kendini sabit bir zamana kurulu çalar saat gibi hissetti.

Sürahiye takıldı yine gözü. Bugün nedense daha fazla takılıyordu. Sebebini anlayamadı. Düşündü. Rüyasında annesini ve babasını gördüğünü hatırlayıverdi. Demek sebebi buydu.

“Ah annem!” dedi.

Yüzünde pek çok duygu toplanmış, adeta yarışıyor gibiydi. Hüzün mü önde, özlem mi? Pişmanlık mı, öfke mi?

Bütün bu duyguların arasından babasının çatık kaşları çıkageldi. Gür sesi, bu kararsız duyguları silip süpürdü. Esma’nın hiç hatırlamak istemediği ama bir türlü hafızasından silemediği o cümleler beliriverdi:

“Bak, görüyor musun bu sürahiyi? Tıpkı bunun gibi ol eşine ve ailesine karşı. Bu sürahi gibi ince, nazik, boyun eğen… Tek şikâyet duymak istemiyorum, ona göre.”

Evlendiği gün, bu sözlerle uğurlamıştı babası. O günün ezikliğini hissetti iliklerine kadar. Ya annesinin hâli… Onun “hayır” dediğini hiç duymamıştı. O gün kadar istememişti bunu. Babası bu cümleyi kurduğunda annesinin gözlerinin içine baktı, bekledi.

Sonu olmayan bir bekleyişti bu. Hiçbir zaman duyamayacağı o kelimeyi bekledi.

Bu düşünceler içinde boğuşurken yine sürahinin önünde buldu kendini. Ne zaman geldiğinin farkında değildi. Sürahi sanki canlanmış, alaycı gözlerle ona bakıyordu.

“Ben bile senden daha değerliyim. Bak, sehpanın üstünde özel bir yerim var. Eksikliğim hemen hissedilir. Sen bile benim peşimde koşuyorsun. Ben sürahiyim, ya sen?”

dediğini duyar gibi oldu.

“Aman Allah’ım! Ne oluyor? Deliriyor muyum yoksa?”

Gözleri yuvalarından fırlayacak gibiydi. Yüzünün yan tarafındaki damarlar kabardı, morardı. Alnından boncuk boncuk terler akmaya başladı. Hışımla sürahiyi kulpundan kavradı. Olanca gücüyle duvara fırlattı.

Dondu kaldı.

Vücudu titremeye başladı.

Bu nasıl olmuştu?

Anlamaya çalışıyordu.

“Ben bunu nasıl yaptım? Aklımı mı kaybettim yoksa? Kendine gel Esma! İyisin sen. Elini yüzünü yıka, dağıttıklarını topla, problem yok. Kıyma almaya giderken her zamanki züccaciyeden sürahinin aynısını da bulursun. Tamam işte.”

Kendi kendine söylenerek temizlik malzemelerini almak için banyoya yöneldi.

ETİKETLER: , , ,
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. 48 yaşındayım. Evliyim. İki oğlum var. Yazı yazmayı seviyorum. Çini sanatıyla da meşgulüm.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.