25 Temmuz 2026, 00:09:59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 27°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
27°C
Parçalı Bulutlu
Cts 19°C
Paz 24°C
Pts 29°C
Sal 31°C

KIRMIZI

KIRMIZI
22 Temmuz 2026 12:33
67
A+
A-

Tatlı tatlı uykulara daldığım yerden çekmecenin sesine uyanıyorum. Karşımda yine o… Sabah duşunu almış. Bu kez cildini her zamankinden sert yıkamış olmalı ki teninde at kılı fırçanın sert darbelerinin izleri var. Dün akşam aldığı nefesten de yüzüne vuran alkol kokusundan da nefret ediyor gibiydi. Karısı kendisini evde beklerken onun kollarında olmak için dolarlar ödeyen adamdan. Hatta en çok sürekli etrafında dolaşarak kusur arayan o adamdan…

Nedendir bilmem, bir tek bana sever gibi bakıyor. Bir tek bana dokununca gülümsüyor. Nereye giderse gitsin “Sensiz olmaz.” der gibi bakıyor bana. Sonra kendimi onun ellerinde buluyorum. Her seferinde yüzüme savaşı kazanmış bir komutan edasıyla bakıyor ve sonrasında şeftali yumuşaklığındaki dudaklarıyla buluşuyorum. Bu hep böyle oluyor.

Şimdi de bana doğru uzanacak derken gözlerinin dolduğunu görüyorum. Elleri titriyor bana yaklaşırken. Tam beni alacağı an, aniden elini çekip gerisin geri kalkıyor oturduğu yerden. Koşarak gidiyor banyoya ve kapıyı sertçe kapatıyor. Ne olduğunu merak ederken önce hızlıca yere atılan şeyin sesini duyuyorum. Bornozu olmalı bu. Yumuşak olmasına rağmen bir bornozdan nasıl böyle ayırt edici bir ses çıkıyor, hayret ediyorum.

Suyun sesine kulak kesiliyorum. “Sabah banyosunu yapmamış mıydı acaba?” diye düşünürken içim geçiyor. Uyandığımda yine onu görüyorum. Neler olduğunu yüzünden anlamaya çalışırken her zamanki haline büründüğünü fark ediyorum. Belli ki yine dışarı çıkacak, o zaman kesinkes şeftali yumuşaklığındaki dudaklarını bana yaklaştıracak. Onu tiksindirecek bir halim olmadığından emin olmak ister gibi kendimi kontrol etmeye çalışıyorum. Ne yapabileceksem sanki!

Haklıyım, bana yaklaşıyor. Kızaran teninin üstüne simsiyah bir elbise giymiş. Omuzlarının yuvarlaklığına, belinin ince kıvrımına, eteğinin bittiği yerden dizlerine kadar olan kısma bakıyorum. Ona her baktığımda içim eriyor. “Böyle güzel bir kadını hak etmek için ne yaptım ki?” diye düşünürken bana dokunuşuyla içimden titremek geliyor. Kendimi olabildiğince güzelleştirmeye gayret ediyorum. Tüm pigmentlerimi toparlıyorum ve şeftali yumuşaklığındaki dudaklarını boyuyorum. Kırmızıya… Şehveti çağrıştıran parlak bir kırmızıya.

Böylece beni kendinden uzaklaştırdığında, muzaffer bir komutan gibi bakışını doyasıya izliyorum.

Hayat telaşı içinde yazma hayallerimi rafa kaldırmıştım fakat Hatice Dökmen ile karşılaşınca içimdeki yazma ateşi alevlendi. Zeynep Kahraman Füzun’dan yazarlık atölyesi aldım(2025). Daha sonra Hatice Dökmen’den üç atölye aldım(2025-2026). Başlangıç seviyesinde yazarlığa alışırken ileri seviyede kalemimi kuvvetlendirme fırsatı buldum.  Eserlerimle Kibele Kültür ve Sanat Dergisi’nin sitesinde yer bulup e-dergide yer alma fırsatı buldum. Aynı zamanda 8,10 ve 11. Matbu sayılarında yer aldım. Müsvedde Dergisi’nin 2. Sayısında yer aldım. Edebi Dergi’nin  49. sayısında yer aldım(Haziran 2026). Hâlihazırda Mustafa Hekimoğlu’ndan editörlük dersleri almaktayım. Derleme bir kitap olan İçimde Kalan Cümleler kitabında yer almaktayım. Bunun dışında hazırlık sürecinde bulunan iki derlemede daha yer alacağım.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.