BİR DAMLA AŞK BİR OKYANUS ANLAM
Aşk üzerine söylenmiş onca sözün ardından yeni bir cümle kurmak, okyanusa bir damla su bırakmaya benzer.
Belki o damla okyanusu değiştirmez; ama yine de kendi varlığını suya emanet eder. Çünkü aşk, hakkında konuşuldukça eksilmeyen; aksine her anlatılışta başka bir yüzünü gösteren nadir duygulardan biridir. İnsan, hayatı boyunca birçok şey arar: başarıyı, huzuru, güveni, anlamı… Fakat bazen fark etmeden aradığı bütün yollar tek bir kalbe çıkar. İşte aşk, tam da burada başlar. Bir bakışın kelimelerden daha uzun cümleler kurduğu, sessizliğin bile anlaşılabildiği o görünmez eşikte…
Ne gariptir ki aşk, insana hem en büyük cesareti hem de en derin korkuyu aynı anda yaşatır. Seven insan, dünyayı karşısına alabilecek kadar güçlü hisseder ama sevdiğini kaybetme ihtimali karşısında bir çocuk kadar savunmasızdır. Belki de aşkın büyüsü tam burada saklıdır. İnsan, en güçlü hâlini de en kırılgan yanını da aynı kişide bulur.
Günümüzde aşk çoğu zaman hızla tüketilen bir duyguya dönüştü. İnsanlar birbirlerini tanımaktan çok birbirlerini tamamlamaya çalışıyor; anlamaktan çok değiştirmeye… Sevginin yerini sahip olma isteği, sadeliğin yerini gösteriş aldı. Gerçek aşk, bir insanı kendine benzetmek değildir. Onun kendisi olarak kalmasına sevinebilmektir. Çünkü sevgi, zincir değil kanattır. Kafes değil gökyüzüdür.
Belki de aşk, iki eksik insanın birbirini tamamlaması değildir. Belki aşk, iki bütün insanın yollarını aynı gökyüzünün altında birleştirmesidir. Birbirinin yarası olmak değil, birbirinin yaralarını incitmeden sevebilmektir. Aynı cümleleri kurmak değil, farklı sessizliklerde bile birbirini anlayabilmektir.
Aşkın bir mevsimi yoktur derler. Oysa vardır. Bazen ilkbahar gibi insanın içine çiçekler açtırır, bazen sonbahar gibi sessizce yaprak döker. Kış kadar soğuk geceleri de vardır, yaz kadar aydınlık sabahları da… Fakat hangi mevsimde yaşanırsa yaşansın, insanın ruhunda mutlaka bir iz bırakır. Çünkü aşk, gelip geçen bir misafir değil; dokunduğu yerde zamanı değiştiren görünmez bir yolcudur.
Aşkı bu kadar büyük yapan şey, kusursuz olması değildir. Aksine, iki kusurlu insanın birbirinin eksiklerine merhametle dokunabilmesidir. Çünkü sevgi, mükemmelliği aramak değil, eksikliklerin içinde güzelliği görebilmektir.
Sonunda insan şunu anlar: Aşk, yalnızca “Seni seviyorum” demek değildir. Bazen yorgun bir gülümsemeyi fark etmek, suskunluğu dinlemek, birlikte yaşlanmayı göze almak, bir başkasının mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyabilmektir. Aşk, büyük sözlerden çok küçük ayrıntılarda yaşar. Bir fincan çayın buğusunda, beklenmedik bir tebessümde, vedalaşırken biraz daha uzun tutulan bir elde…
Bana göre aşkın kesin bir tanımı yoktur. Çünkü aşk, herkesin aynı kelimeyle çağırdığı ama bambaşka yaşadığı tek duygudur.
Emeğinize sağlık sayın yazarım. Kıymetli bir yazı olmuş.