25 Ağustos 2026, 18:48:37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 32°C
Açık
Afyon
32°C
Açık
Çar 32°C
Per 31°C
Cum 27°C
Cts 23°C

KABULLENİŞ Mİ, ÖZGÜRLÜK MÜ?

KABULLENİŞ Mİ, ÖZGÜRLÜK MÜ?
25 Ağustos 2026 17:41
18
A+
A-

Geçenlerde izlediğim bir bilim kurgu filmi beni derin bir sorgulamanın eşiğine bıraktı ve zihnime şu soruyu sapladı: Size hiç kederin, adaletsizliğin, haksızlığın ve tek bir damla gözyaşının bile olmadığı pürüzsüz bir düzen teklif edilseydi ne derdiniz? Her sabah bileğinize vurulan o küçük iğneyle iç dünyanızdaki tüm çalkantıları, isyanları, tutkuları ve hevesleri usulca susturacaksınız. Ama karşılığında renklerin o can alıcı güzelliğini hiç bilmeyeceksiniz. Bir şarkı başladığında göğsünüzün tam ortasında düğümlenen o tarifsiz sızıyı hiç tatmayacaksınız, kendinizi müziğin ritminde kaybetmenin ne demek olduğunu bilmeyeceksiniz. Bir insana kendi iradenizle bağlanmanın, bir fikre tutkuyla inanmanın, hatta gecelerce bir hayal kırıklığının ağırlığıyla tek başına kalmanın ne demek olduğunu asla öğrenemeyeceksiniz.

The Giver tam olarak böyle bir dünyayı anlatıyor; savaşlar, suç ve açlık bitmiş fakat insanlar birbirine zarar vermesin diye bütün duygular, renkler, müzik ve geçmişin hafızası yok edilmiştir. Bu düzende toplumun unuttuğu tüm geçmişi ve insanlığın gerçek hatıralarını tek başına sırtlanmakla görevlendirilen genç Jonas, herkesin mahrum bırakıldığı o kayıp hafızayı topluma geri kazandırmak için büyük bir mücadeleye girişir. Filmi her hatırladığımda o ruhsuz griliğin içinde uslu uslu nefes alıp veren bir gölge olmak yerine, Jonas gibi donma pahasına bilinmeze koşmanın tek insani yol olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Kendimi o evrende ne zaman hayal etsem daracık bir kalıbın içine sıkışmış gibi hissediyorum. Güne müziksiz başlayamayan, bir yolculuğa çıktığında kulaklığı olmadan yapamayan biri olarak en basitinden müziğin bile olmadığı, seçme hakkımızın elimizden alındığı sabit bir düzende sadece var olmak için var olmak bana göre değil. Çünkü canın yanmasın diye hiçbir şey hissetmemeyi kabul etmek bir kurtuluş değil yaşayan bir ölüye dönüşmektir. Bütün tehlikelerine rağmen özgür iradeyi, hissetmeyi ve birey olabilmeyi seçmek gerekir.

Filmde kurulan düzen dışarıdan bakıldığında kusursuzdur. Oysa bu, işin en kolay ve en sahte yoludur. Asıl mesele ve asıl erdem; dünyadaki tüm karanlığı, öfkeyi, sevgiyi ve kederi bilip hissetmek, sonra da kendi özgür iradenle doğru olanı seçebilmektir. İnsanı gerçekten insan yapan şey; kötülük yapma ihtimali varken iyiliği, savaşma gücü varken barışı, düşmanlık yerine dostluğu seçme hürriyetine sahip olmasıdır. Seçme hakkının ve geçmişin hafızasının olmadığı yerde ahlak da olmaz, sadece kör bir kabulleniş kalır.Jonas, geçmişin tüm anılarını devraldığında önce kırmızı bir elmayı fark eder; ardından müziği, aşkı, inancı ve hemen arkasından gelen o ağır kederi öğrenir. İnsanlığın yaptığı tüm vahşeti, dökülen tüm kanları görmesine rağmen geri adım atmaz. Çünkü duyguların getirdiği acı ne kadar ağır olursa olsun, o duyguların ve taşınan o hafızanın insan kalabilmenin tek köprüsü olduğunu anlar, herkesin bu renkleri yeniden kazanmasını ister.

İşte Jonas’ın o sınırları aşarak korumaya ve halkına geri vermeye çalıştığı şey, tam da bugün bizim içimizde taşıdığımız o yaralı hafızadır. Hayat hiçbir zaman düz bir çizgi olmadı; yürüdüğümüz yollarda tümsekler de var, dikenler de. Elbette hepimiz gibi benim de korktuğum, kaçtığım, altında ezilip bazen bunalarak hiç hissetmek istemediğim acılarım oluyor. Ama onların olduğu kadar hissetmeyi sevdiğim duygular da var; merak etmek, heyecanlanmak, sevmek, sevilmek, eğlenmek, dans etmek… İnsanı insan yapan tam olarak bu zıtlıklardır aslında. Acılar olgunlaştırır, sevgi güzelleştirir, vedalar eksiltir ama tüm bunlar bir araya gelip seni sen yapar.

Bugün içinde yaşadığımız dünya gerçekten çok zor. Gündem boğucu, etrafımız haksızlıklarla dolu; düzelmesi gereken ve belki de bizim ömrümüz boyunca hiçbir zaman düzelmeyecek yığınla sorun var. Bazen kendi potansiyelini bildiğin hâlde önüne gelen engeller yüzünden nefessiz kaldığını hissediyorsun. Ama bir kez sevilmeyi, sevmeyi, güvenmeyi tatmış, bir şeye tüm kalbiyle inanıp bağlanmış, müziği duymuş ve renkleri görmüş bir insanın o dünyaya gidip kendi rızasıyla kör olmayı seçmesi imkânsızdır. Üstelik bir defa kendi gücüyle başarmış, kendi sınırlarını aşabilmiş bir insanı hiçbir başarısızlık korkutamaz. Düşmekten korkmadığın an, o engellerin de bir anlamı kalmaz. Tüm bu karmaşaya ve adaletsizliğe rağmen ben burada, bu yaralı dünyada kalmayı ve hayatı tüm ağırlığıyla, tüm ciddiyetiyle kucaklayarak kendi irademle var olmayı seçiyorum.

Korumacı, tekdüze ve hissiz bir konfordansa aldatılmayı, sevilmemeyi, kırılmayı ve hayal kırıklığına uğramayı bile sonuna kadar yaşamayı tercih ederim. Başkalarının çizdiği tek bir doğruyla robot gibi yaşamaktansa kendi doğrularımla ve kendi kurallarımla var olmak isterim. Yanlış gördüğüm şeylere tepki verebilmek, yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebilmek; bir inanca, bir kelimeye, bir ideale tüm kalbimle sarılabilmek ve kendi seçimlerimin faturasını bizzat ödemek isterim. Korkmadan yaşamak, korunmadan sevmek, bu dünyada binbir çeşit renk varken hepsini içime çekip dinlediğim her şarkıda yeniden şekillenmek isterim.

Çünkü hayat, pürüzsüz ve tepkisiz bir griliğe teslim olmak değil canın yana yana da olsa ben buradayım, yaşıyorum, kendi kararlarımı veriyorum ve hissediyorum diyebilme cesaretidir.

ETİKETLER: , ,
Ben Nagihan Kırbaş, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi öğrencisiyim. Deneme yazılarıyla ilgileniyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.