15 Nisan 2026, 00:03:11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 14°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
14°C
Parçalı Bulutlu
Sal 19°C
Çar 19°C
Per 21°C
Cum 16°C

İLBER ORTAYLI’YA VEDA, CENAZEYE SAYGI

İLBER ORTAYLI’YA VEDA, CENAZEYE SAYGI
17 Mart 2026 12:19
355
A+
A-

Ülkenin en büyük bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatı hepimizi derinden etkiledi. Eserleri, yorumları ve analizlerinin yanı sıra gençlere verdiği tavsiyelerle; hoşgörüsü, nezaketi, bilgi ve birikimiyle bir tarih insanını kaybettik. Ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Bilirim ki böyle aydınların ışığı, kendilerinden sonra gelen her neslin yolunu aydınlatmaya devam edecektir.

Konfüçyüs’ün bir sözünde, ritüellerin özünün gösterişten ziyade samimiyet olduğu anlatılır. Ona göre bir törende önemli olan dış biçim değil insanın içindeki gerçek duygudur. Özellikle cenaze gibi anlarda kuralları eksiksiz yerine getirmekten çok, insanın gerçekten yas tutması ve saygı duyması değerlidir. Bu düşünceyi bugüne uyarlarsak bir cenazede bulunan kişinin dikkatini acıdan ve anlamdan çok başka şeylere yöneltmesi o anın ruhuyla bağdaşmaz. Örneğin cenazeye katılan birinin orada gördüğü ünlü biriyle özçekim yapmaya çalışması, törenin anlamını göz ardı ettiğini gösterir. Böylesine küstah ve hadsiz bir davranışın olduğu yerde saygı ve içtenlikten bahsedilebilir mi sizce?

16 Mart 2026 tarihinde İlber Ortaylı’nın cenazesi düzenlendi. Türkiye’nin dört bir yanından ve toplumun her kesiminden insanın akın ettiği cenaze törenine dair basına yansıyan bazı görüntüler, beni birey ve toplum değerleri üzerine yeniden düşünmeye sevk etti. Basın üzerinden paylaşılan videolarda, Celal Şengör’ün geldiğini gören bazı kişilerin kameralar karşısında durmak ve onunla hatıra fotoğrafı çektirmek için çabaladığı görülüyordu. Hatta bazıları özçekim yaparken gülümsemeyi de ihmal etmedi ve sanki özel bir an yakalamış gibi davrandı. Halbuki bir cenazede yaşanan bu tür görüntüler, insanı rahatsız etmekle kalmayıp bir de öfke dalgası yaratıyor.

Cenazeler insanların acıyı paylaştığı, acıya anlam verdiği ve kaybedilen kişiye saygı göstermek için bir araya geldiği anlardır. Bu nedenledir ki orada bulunmak fiziksel katılımın yanı sıra duygusal bir varoluş gerektirir. Cenazelerde iki temel değer ve öncelik vardır: İlki, vefat eden kişiye ve ailesine duyulan saygı; ikincisi ise yas, yani matemdir. Toplumu oluşturan her bireyin orada bulunma amacı bellidir, en azından belli olmalıdır. Hayatını kaybeden kim olursa olsun, onu uğurlamaya gelen binlerce insanın niyeti de bu anlam çerçevesinde şekillenmelidir.

Peki, Celal Bey ile fotoğraf çektiren insanların önceliği nasıl olur da ünlü biriyle poz vermek olabilir? Ülkenin mihenk taşlarından ve en saygın tarihçilerinden olan, sevilen bir ismin cenaze törenine elbette tanınmış kişiler de katılır lakin görünen o ki bazı “kendini bilmez” kişiler, vefat edeni anmak yerine hayatta olan bir ünlüye yakın görünmek için orada bulunmayı tercih edebiliyor.

Bilmem farkında mısınız, bireyin değer ve öncelikleri giderek toplumun ortak değerlerinin önüne geçmeye başladı. Ahlak olarak bilinen, toplum içinde uyulması gereken yazılı olmayan kurallar bütünü ise artık bazı bireyler tarafından yeniden şekillendiriliyor, hatta adeta yeniden yazılıyor. Ne yazık ki bu tür olaylar ilk de değil. Daha önce Harun Kolçak, Edip Akbayram ve Kayhan Yıldızoğlu gibi usta isimlerin cenazelerinde de benzer görüntüler yaşanmıştı. Bireyselliğin bencilliğe dönüştüğü bir dönemin parçası olmak şahsen beni utandırıyor ve biz öyle bir hale geldik ki başkalarının yaptıklarından dahi utanır olduk. Daha acı olan ise bu bencilliğin, yasın ve saygının en yoğun yaşanması gereken bir cenazede bile kendini küstahça gösterebilmesidir.

Her birimiz, bize kattıklarından dolayı sana borçluyuz. Borcun ödenmesinin oluru da yok fakat cenazende bile bazı insanların kendi önceliklerini öne çıkaran bu görüntülerini görüp içimdeki utancı dile getirmeden de edemedim. Seni uğurlarken hatırlanması gereken şey bir fotoğraf karesi değil bir ömür boyunca topluma bıraktığın bilgi, kültür ve düşünce mirasıdır. Mekânın cennet olsun İlber Hoca…

1998 yılında doğan Fahri Yiyin, lise, lisans ve yüksek lisans eğitimlerini sayısal alanlarda tamamlamış; analitik düşünmeyi merkeze alan akademik bir birikim edinmiştir. Buna paralel olarak edebiyat ve felsefeye olan ilgisi uzun yıllara dayanan yazar, farklı disiplinlerden beslenen çok yönlü bir üretim alanı oluşturmaya çaba göstermiştir. Türkiye’de dört yıl boyunca mühendis olarak çalıştıktan sonra kariyerini Dubai’de sürdürme kararı almıştır. 2023 yılında yayımlanan Ardımdan Gelenler adlı şiir kitabıyla edebiyat alanındaki birikimini somut bir esere dönüştüren Yiyin, şiir, deneme ve inceleme türlerinde kaleme aldığı yazılarını çeşitli dergi ve dijital platformlarda paylaşmıştır. Deprem ve sigorta sektörünü ele alan iki makalesi ödüle layık görülen yazarın, yangın ve risk odaklı konularda kaleme aldığı ondan fazla teknik makalesi bulunmaktadır. İyi seviyede İngilizce ve Arapça bilmekte olup, yangın içerikli bazı yazıları yurt dışı dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar, edebiyat alanındaki üretkenliğini artırmayı ve düşünsel derinliği olan metinlerle okurla daha geniş bir bağ kurmayı amaçlamaktadır.
YORUMLAR

  1. Merve T. dedi ki:

    Ülkemizin en büyük değerlerinden birine sözlerinizle sahip çıktığınız ve cenazedeki saygısızlığı kaleme döktüğünüz için teşekkür ederiz.