EY GÜL!
Ey gül
Seni görünce misk kokar tüm baharlar
Seni görünce uçar kuşlar oluş sırrına
Açar çiçekler yeni dünyalar
Zaman heyecanla eser
Tebessümünden bir an ile
Başlamak için güne.
Benim için gül ne demek diye sorarlar
Dünyayı göğsüme sığdıran
Ve güneşi her sabah
Gülüşüyle doğuran
Bir nûr derim.
Hecelerin bileklerinden tutup
Vadilerden şiirler
Aynalardan
Beton duvarlardan sıyırıp
Yeni bir ben inşa eden.
Benliğim yaratılır gül yapraklarından
Araftan, Arafat’tan
Hira’dan
Melekler kanatları ile okşar.
Yeni bir ben
Gül demek
Yeni bir ben
Demek.
Gah Ay ışığında serenat
Gah kırlara yayılan bir neşe
Bazen
Her yeri bayram neşesi eden çocuk sevinci
Bazı zaman
Diyarlara hükmeden şarkılar besteleyerek
Saçlarında yıldız siyahı
Her hecesinde sevişen ebediyet
Varlık kıyısında yaz yağmuru ile coşan
Ve krallıklar saçan şairler yetiştiren bağrında
Ey gül..
Ey gül
Ey sevgili
Ey semadan gelen yadigar
Şirazem bir demet sen
Sen süzülürsün
Çiğ düşer çöllere
Yeşerir insanlıklar.
Tükenmez bir aşk ile
Putları yıkan inanç
Bir ben yaratır
Saçlarımı kınalayan
Aşkıma Mehmetçik eden
Ve bir bahar günü doğan
Gül
Ve ben.
Senlik ile avunurum
Sallanan ihtiyar sanrılar
Tez kandırılır çocuklar
Antenleri ölüm çeken
Zulmü koklayan yamaçlar
Her ölümde artan
Eski güz günleri ben
Kuş sesleri ile aydınlanan anne yüzü şimdi
Gül
Muttasıl yeisler
Kehanet
Köhne naralar
Öksüz çığlığı
Hüzün çaputları değil
Peçesi kan ile yamanan.
Anne haykırışı değil
Kızıl bir diriliş ezanı
Melek kanadında inen
Nisan sabahı
Ufuklar serilir
Güler yüzü sırtları okşar
Surları aşar
Karları erimez neşeli tepeler inşa eder
Öteler ötesinde
Gül
Güller
Gönül aynama
Leylaklar
Nergizler
Yeniden bir bahar
Yeniden bir doğum.
Gül ile
Yeniden bir
Ben, gül
Ve yaşam
Ey gül…