25 Haziran 2026, 15:07:18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 26°C
Az Bulutlu
Afyon
26°C
Az Bulutlu
Çar 28°C
Per 29°C
Cum 29°C
Cts 27°C

NASİP KAPISI

NASİP KAPISI
25 Haziran 2026 12:14
40
A+
A-

       Yağmurun habercisi olan bunaltıcı sıcaklık, vücudunun her zerresini huzursuz ediyordu. Havanın
kasvetli oluşu ruhunu daha da sıkıyor, ulaşmak istediği yere gitmek için daha da hırslanıyordu.
Yorgunluğuna esir olmamak için daha hızlı adımlar atıyor, acelesi varmışçasına ilerliyordu.
Şehrin dik yamaçlarına aldırış etmeden daha uzağa ayak basmaya çalışıyordu. Çok geçmeden
tırmandığı son yokuşun ardından mezar taşları görünmeye başladı. Âdeta bir film sahnesini
andıran bu taşlar, çok eski zamanlardan kalma Osmanlıca beyitlerle yazılmış farklı sanatlarla
süslenmişti. Ne var ki tek bir harf bile okuyamıyor sadece bakmakla yetiniyordu. Mezar taşlarını izleyerek
yürümeye devam etti.

      Tepelerine sarıklar kondurulmuş kendi boyunu geçen beyaz taşların
yanından geçerken ölümü düşündü. Bir gün biz de buraya geleceğiz, dedi içinden. Bunu
söylerken biraz korkmuş, biraz da çekinmişti. Günlerden cumaydı. Duanın kabul saatini
bilemezdi. Dünyada doldurması gereken daha çok mesaisi vardı(!) Kendini bir nankör gibi
hissetmişti. Dilinden şu kelimeler dökülüverdi: “Fakat onlar daha önce işledikleri günahlar
yüzünden hiçbir zaman ölümü isteyemezler!”

Nefsine sordu: Gerçekten ölebilir misin?

     Cevap alamadığı için başını mezarlığın ilerisindeki yüksekçe merdivenlerin bitiminde bulunan
cumbaya benzer kapıya çevirdi. Bismillah diyerek ilk basamağa adım attı. Birer birer diğerlerini
de çıkarak eşikte duraksadı. Sağ ayağıyla avluya girdi. İnsanların gürültüsüne karışmış dingin bir
su sesi ve güvercinlerin kanat çırpışlarını duydu. Avlunun tam ortasında etrafına göre küçük bir
şadırvan ve içi madeni para dolu bir havuz vardı. Sağ tarafta ise kare yapılı tek minerali mütevazı
bir cami bulunuyordu. Caminin dışarıya taşmış halılarının üzerine kendini bıraktı ve bir müddet
oturarak dinlendi. Etraftaki insanları izliyor ve içinde bulunduğu yapının detaylarını inceliyordu.
İnsanların konuşmalarına kulak veriyor, kendisi hep iyiyi düşünürmüş gibi başkalarının
düşündüklerini eleştiriyordu. İnsanoğlu gerçekten de bir garipti değil mi? Hep ben, derdi hep
ben. Şeytan da öyle dememiş miydi? Karşılık olarak da ona şöyle denmişti: “Şeytan ise Rabb’ ine
karşı çok nankördür!”

      Kafası çok karışmıştı. Sorgulamaları bitmiyordu. Ayaklarında yokuşun yorgunluğu, kalbinde
ölümün korkusu, aklında ise birçok soru varken oturduğu yerin karşısından avluya çıkıp kol
gezen huzur iklimini hissetmeye başladı. Ayağa kalkarak avlunun sol tarafında bulunan kapıya
yöneldi. Ayakkabılarını çıkararak ayakkabılığa bıraktı. İçeriye adım atarak sol taraftaki alt
odacığa girdi. Çember şeklinde tasarlanmış bu odacığın ortasında sessiz ve hareketsiz bir beden
yatıyordu. Birkaç adım daha ilerleyerek gözüne kestirdiği uygun bir yere oturdu. Yasin suresini
okuduktan sonra ellerini semaya doğru kaldırarak içinden geçenleri diline dökmeye başladı.
Sözler dilinden döküldükçe kalbi daha da ferahlıyor, korku ve yorgunluk yerini hafifliğe
bırakıyordu. İstedikçe istiyordu. İsteklerinin bir yerlerde duyulduğunu sezdi. Bedeni oradayken
ruhu farklı âlemleri seyre çıkmış ve ona şu dizeleri söylemeye başlamıştı:

Ey İbrahim!
Kır içindeki putları!
Sen ki çöle düşmüş bir kum tanesi dahi değilsin.
Şu arz-ı mevla katında.

Ey İbrahim!
Baltanı sağlam tut!
Sen ki ulül azm olan peygambersin.
Şu Gafur-u Rahim’in dergahında.

 

Bir umut ki açtım sadrımı dökülenler kalem olup yazıldı.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.