1 Temmuz 2026, 15:10:24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Açık
Afyon
28°C
Açık
Sal 30°C
Çar 31°C
Per 32°C
Cum 31°C

HUZURUN ADRESİ

HUZURUN ADRESİ
1 Temmuz 2026 13:52
14
A+
A-

Deniz durulduğunda huzurlu olmak kolaydır. Asıl mesele, fırtına koparken de kalbinin sükûnetini kaybetmemesidir. Çünkü huzur, şartların düzelmesiyle gelen bir duygu değil insanın içinde yeşeren bir teslimiyettir.

Uzun zamandır düşünüyorum… Biz huzuru neden hep insanlarda arıyoruz? Bir bakışta, bir seste, bir mesajda ya da bir çift gözde… Oysa insan değişir. Değişenin üzerine kurulan huzur da değişmeye mahkûmdur. Huzuru bir insana bağladığımızda, o insan uzaklaşınca huzurun da bizden uzaklaştığını sanıyoruz. Belki de kaybolan huzur değildir, onu yanlış yere emanet etmişizdir.

Üstelik yalnızca insanlara değil. Bazen huzuru bir mesleğe, bir şehre, bir eşyaya ya da geleceğe bağlıyoruz. “Şunu elde edersem huzurlu olacağım.” diyerek ömrümüzü ertelenmiş mutluluklarla geçiriyoruz. Çünkü kalbin aradığı şey, sahip olmak değil ait olmaktır. İnsan, ait olduğu yere yönelmediği sürece hiçbir başarı, hiçbir makam ve hiçbir insan içindeki eksikliği tamamlayamaz.

Sonra hayat bizi ansızın durduruyor. Bir kapı kapanıyor, bir hayal gerçekleşmiyor, bir ilişki sona eriyor ya da ulaşacağını sandığın bir şey senden uzaklaşıyor. Günlerce “Neden?” diye soruyoruz. Oysa zaman geçtikçe anlıyoruz ki Allah bazen huzuru elimizden almıyor, onu yanlış yerde aramaktan bizi vazgeçiriyor. Kırılan beklentiler, kapanan kapılar ve cevapsız kaldığını sandığımız dualar… Belki de hepsi, bizi gerçek huzurun adresine yaklaştıran sessiz işaretlerdir.

İşte tam da burada tevekkül başlıyor. “Nasibin olan şey, sen dağın ardında olsan da gelir seni bulur.” Bu cümle yalnızca bir teselli değil kalbin omuzlarındaki yükü hafifleten büyük bir hakikattir. Çünkü Allah bir şeyi senin için yazdıysa, bütün yollar kapanmış gibi görünse bile o yol bir gün sana açılır. Yazmadığı hiçbir şeyi ise ne kadar tutmaya çalışırsan çalış, yanında tutamazsın. İşte insan bunu idrak ettiği anda, kaybetme korkusu yerini güvene bırakmaya başlar.

Belki de bu yüzden gerçek huzur, insanlarda değil insanı yaratanda saklıdır. İnsanlara bağlanan huzur, onların varlığı kadar sürer. Fakat Allah’a bağlanan huzur, yalnız kaldığında da seninledir; karanlıkta da aydınlıkta da… Hayatın göremediğimiz tarafını, işte o teslimiyet aydınlatır. İnsan her şeyi kontrol etmeye çalıştıkça yorulur, Rabbine bıraktıkça hafifler.

Kalbin sürekli bir arayış içinde olması boşuna değildir. Çünkü insan, sonsuzluğu isteyen bir kalple yaratılmıştır. Geçici olana yaslandığında kırılır, kalıcı olana yöneldiğinde ise sükûnet bulur. Belki de huzurun tarifi, eksiklerle birlikte de Allah’ın varlığını hissedebilmektir. Çünkü huzur, hayatın kusursuz olması değil her hâlin içinde bir hikmet olduğuna inanabilmektir. Belki de huzur, yüzümüzü çevirmemiz gereken yöndedir. İnsanlara yaslanan kalpler kırılabilir, beklentiler tükenebilir, yollar ayrılabilir. Ama Allah’a dayanan bir kalp, en şiddetli fırtınalarda bile ayakta kalmayı öğrenir. Ve insan, kaderini yazanın kendisini herkesten daha iyi bildiğine gerçekten inandığında, içindeki sessizlik ilk defa huzura dönüşür.

Huzurun gerçek adresi, dışarıda aradığımız hiçbir yerde değildir. O, Rabbine güvenmeyi öğrenen bir kalbin sessizliğinde saklıdır. İnsan bunu fark ettiğinde, hayat değişmese bile bakışı değişir. Ve bütün huzur, tam da o bakışın değiştiği yerde başlar.

“Yazmayı, insanın içinde birikenleri sessizce anlatmanın yolu olarak görüyorum.”
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.