HER KIŞ BERABERİNDE BAHARI GETİRİR
Bazı sabahlar vardır…
İnsan gözünü açtığında, kalbinin orta yerinde bir şeylerin değiştiğini hisseder. Oysaki odasının içindeki her şey aynı yerindedir.
Sanki gecenin derin sessizliği, ruhunun köşesindeki tüm gizli savaşları vermiş; geriye sadece yorgunluğu kalmıştır.
Bu yüzden yorgun uyanırsın. Bu sadece bedeninin yorgunluğu da değildir üstelik. İçinde uzun süredir taşıdığın düşünceler, sustuğun cümleler, kimseye anlatamadığın kırgınlıklar, dile gelmeyen kelimeler…
Hepsi birer birer binmiştir omuzlarına.
İşte tam da böyle zamanlarda insan, hayatın hızlı temposuna yetişmeye çalışırken kendini, kalbini ihmal eder.
Kalabalıklarla beraber adımlar sokakları ama kendi kalbinin adımlarına yetişemez. Herkesin sessizliğini işitir kulakları ama kendi sessizliğini duyamaz.
Bir şeyler eksiktir. Bir şeyler yarım…
Ama neyin eksik olduğunu dile getiremez çoğu zaman.
Oysa hayat, bazen verilen cevaplarla değil; küçük ama tatlı hislerle iyileştirir yaraları.
Bir pencerenin önünde dalgın dalgın düşüncelere dalmışken…
Bir çayın sıcak buharı yalarken yüzümüzü…
Uzaktan gelen tanıdık bir melodiyle…
Hiç tanımadığın birinin gülümsemesinde…
İnsan, yaşamak için bir anlam bulabilir.
Çünkü umut dediğimiz şey aslında büyük mucizelerle gelmez. Umut, insanın tüm karanlıklarına rağmen hâlâ güzel şeylerde hayatın renklerini bulabilmesidir.
Hayatın bence en garip yanı da budur:
En çok tükendiğini hissettiğin dönemde, hayat karşına küçük bir mucize çıkarır.
Belki uzun zamandır görüşemediğin bir dost…
Belki yıllar sonra denk geldiğin bir sokak…
Belki de aynaya baktığında gördüğün kendine ilk kez artık sarılabildiğin o an…
İnsan bazen kendine çok acımasız davranabiliyor.
Hep güçlü olmak zorundaymış gibi hissedebiliyor.
Hiç kırılmamalı, hiç yorulmamalı, hiç ağlamamalı…
Ama insan dediğimiz varlık biraz eksiktir. Bazen düşer, bazen kaybolur, bazen çıkmaza girebilir ve inan bana bu çok normaldir.
En sağlam insanlar bile hayatının bir yerinde düşebilir.
En güçlü görünen gözler, bir gece gözyaşlarıyla boğulabilir.
Kimse bilmese de herkesin kalbinin bir yerinde kırıklar saklıdır.
Belki de insanı insan yapan bunlardır. Kim bilir?
Hayat, sürekli yetişmemiz gereken bir şey değil aslında. Bazen durmamız gerekebilir.
Bir bankta oturup sadece gökyüzünü izlemek…
Telefonlara gömülmek yerine sessize alıp bir nefes almak…
Kendi iç sesini keşfetmek…
Şöyle bir dön bak etrafına:
Kış boyunca kupkuru kalmış dallar, bahar gelince yeniden çiçek açmıyor mu?
Doğa bile umutsuzluğa kapılmıyorken sen neden umutlarını öldürüyorsun?
Belki bugün istediğin konumda değilsin.
Belki hayal ettiğin hayatı yaşamıyorsun.
Belki bazı acıların hâlâ kabuk bağlamadı.
Ama unutma, hiçbir kış sonsuza dek sürmez.
Ve her kış, beraberinde baharı getirir.