Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 7°C
Pts 10°C
Sal 7°C

ELESTLE BİLİNE

ELESTLE BİLİNE
29 Ocak 2026 12:34
95
A+
A-

Cehalet akla neşrederse, şer boşalır ağızdan.

Kelâma dil tutanlar, dağ çalarlar eli yağızdan.

Meşâkatim küfürlüdür, sözümse beter hamızdan.

Besâletimse keyfe maruz, hırs bulur yalızdan.

 

Elestle biline bahtın sonu, sor ne bilir arızdan.

Şükür, iradem şuurdur; ar saklarım arsızdan.

Ziyadesiyle muhatabım, gam dinlemem gamsızdan.

Hengâma mühlet Hak’sa, hak çıkartırım haksızdan.

 

İrfânı cehle yâr eyledim, kaçtım sığ akıldan.

Aklı mihnetle tarttım, yüz çevirdim hamlıktan.

Edep kelâmı terk eder, hüküm iner ağızdan.

Taht kurarsa arsızlık, kovulur edep diyardan.

 

Sükûtta bin kelâm var, duymaz kulak feryattan.

Korkar basiret yoksulu, kaçar bu kavliyattan.

Her sırra dudak sürülmez, yakar söz ihtiyattan.

Hakikatim nutuk keser, düşersin hissiyattan.

 

Hak kelâmı eğrilirse, yol sapar erkândan.

Fermanın kalemi nefsin ise zulüm taşar divandan.

Bildiklerinse ehle mahsus, okunmaz unvandan.

Söz çoğaldıkça eksilir hak, tartılır noksandan.

"Zamanın kıyısında dolaşan, kelimelerle sessiz haritalar çizen bir şairim. Dizelerimde hem kaybolmanın hem de kendini bulmanın mümkünlüğünü yazmaktayım.
YORUMLAR

  1. Volkan ÇİNİ dedi ki:

    Burak Tanrıkulu’nun “Elestle Biline” şiiri, sanki eski bir divandan fırlamış gibi ağır, heybetli ve insanın zihnine tokat gibi inen bir dile sahip; hani “haksızdan hak çıkartırım” veya “arsızdan ar saklarım” gibi ifadelerle adaleti ve edebi öyle bir savunuyor ki, okurken insanın belini doğrultası geliyor. Şairin cehalete ve arsızlığa karşı takındığı o dik duruş, sükûttaki bin kelâmı duyurma çabası gerçekten takdire şayan; yani kelimeleri öyle bir seçmiş ki, her mısra insanın basiretini açmak için yazılmış bir ferman gibi duruyor. Ama bir yandan da dürüst olmak gerekirse, şiirin dili o kadar ağır ve o kadar çok eski kelimeyle dolu ki (besâlet, hamız, yalız, basiret yoksulu…), halktan biri olarak okuduğumuzda bazen sözlük elimizde gezmemiz gerekiyor. Bu kadar yoğun bir klasik üslup, şiirin o güçlü mesajının geniş kitlelere ulaşmasını biraz zorlaştırıyor; sanki şair sadece belli bir birikimi olanlara seslenmek istemiş de geri kalanımızı o “sığ akıl” dediği tarafta bırakmış gibi bir his uyandırıyor. Bir de bu kadar sert ve hüküm veren bir ton, şiirin o duygu tarafını biraz gölgede bırakıp eseri daha çok bir “öğüt manzumesi” havasına sokmuş. Yine de bu devirde bu kadar tok ve vakur bir kalemle karşılaşmak insana “hâlâ böyle yazanlar varmış” dedirtiyor.