Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 7°C
Pts 10°C
Sal 7°C

ESKİŞEHİR

ESKİŞEHİR
2 Şubat 2026 09:55 | Son Güncellenme: 2 Şubat 2026 15:16
178
A+
A-

Değişim, doğanın en temel kanunudur. Evrendeki tüm canlı cansız varlıklar hatta evrenin kendisi bile sürekli bir değişim halindedir. Süreç farklı şekillerde kendini gösterebilir. Mesela insanlar yaşlandıkça, eski güzelliğinden uzaklaşır fakat düşünceler olgunlaştıkça, karakter olarak güzelleşir. Eşyalar değişir. Bazıları zamanla yıpranır, bozulur, değersizleşir. Bazıları daha çok değerlenip, antika haline gelir ve değeri artar. Doğada da değişim kaçınılmazdır. Küçük bir tohum, kocaman bir ağaç olur. Gölgesini, meyvelerini, oksijenini insanlığa sunarak iyi yönde değişimin en güzel örneğini ortaya çıkartır.

Şehirler de değişim döngüsünden nasibini alır. Değerini bilen ellerde güzelleşir, gelişir.  Kendine değer verilmeyen şehir, zamanın gerisinde kalmaya mahkûm olur. Tabir-i caizse çirkinleşir. Değişirken, güzelleşen, zamana sürekli ayak uydurabilen bir şehir tanıyorum. Kendisi, ismiyle müsemma, Anadolu medeniyetlerinin ortasında kurulmuş, eski bir şehir. Eskişehir…

Ben bu şehirde doğdum. İlk adımlarımı sokaklarında attım. Kızıl toprağından çamurdan çömlekler yaptım. Uçakların sağır edici sesleriyle büyüdüm. Sokaklarda “kalabak su” anonslarıyla uyandım sabahları. Kış akşamları boza satardı yaşlı bir amca. Bir sürü güzel anı biriktirdim çocukluğuma dair. Zaman geçti ve ben büyüdüm. Çalışmak için başka şehirlere gittim ama onu hiç ihmal etmedim. Sık sık gelir, gezer, hasret giderirdim. Her geldiğimde değişti, değiştirildi, gelişti. Ben yaşlandıkça, o gençleşti.  Bende kırışıklıklar başladı, onun sokakları pürüzsüzleşti. Tarihini, sanatsallığını, yeteneklerini, içindeki bütün güzellikleri ortaya koydu. Yabancı ülkelerdeki şehirlerle yarışır oldu. Örnek alınması gereken bir şehircilik anlayışıyla, Anka misali küllerinden yeniden doğdu.

Odunpazarı, çocukluğumda, birkaç eski evden ibaret iken, güzelliğiyle dillere destan oldu. Masal şatosu, tüm çocukların kalbini kazandı. Balmumu müzesi ile sanat ve tarih birleşti. Heykellerin gerçekçiliği, görenleri kendine hayran bıraktı. Tramvay şehri bir uçtan bir uca sardı, sarmaladı. Güzel görüntüsü ile şehrin simgelerinden biri haline geldi. Üniversiteleri, ülkenin dört bir yanından gelen öğrencilerini anne şefkatiyle kucakladı. Geleceği parlak çocukları gibi gece gündüz ışıldadı caddeler. Çocukluğumda, çarşının ortasından geçen yazın kokusundan, kışın selinden şikâyet ettiğimiz Porsuk Çay’ımız bile Venedik misali üzerinde insanları taşıyan tertemiz bir suya dönüştü. Deniz olmayan bir şehirde, sahil olabilir mi? İşte burada o bile mümkün oldu.

Ben yaklaşık yirmi sene sonra geri döndüm. Şimdi çocuklarım benim yürüdüğüm sokaklarda koşuyor, çocukken oynadığım parkta oynuyor.  Memleketimde büyüyorlar ama tek bir farkla; onlar eski Eskişehir’ de değil, yeni Eskişehir’de büyüyor. Daha gelişmiş, daha modern, daha çok imkana sahip bir şehirde. Değişim en çok da gelecek nesilleri etkiliyor. Dünya değişirken yerinde saymak, cehaletle eşdeğer. Umarım ülkemin her şehri, tıpkı memleketim gibi, umutla büyür, sevgiyle gelişir ve çok daha iyi imkanlara sahip olur. Çocuklarımız için, geleceğimiz için…

Osmangazi Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu mezunuyum ve erken yaşta mesleğe başladım. Sağlık sektöründe olmama rağmen içimdeki edebiyat aşkı hiç ölmedi. Lisansımı Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü ile yaptım. Okulu bitirdikten sonra edebiyat ile ilgili bir projede yer almadım. Yıllar sonra Kor Dergisi ile bir hayalimi daha gerçekleştirmiş olacağım.
YORUMLAR

  1. Zeynep ÖKMEN dedi ki:

    Değişimi Eskişehir üzerinden çok samimi ve somut bir hikâyeyle anlatmışsınız; şehir–insan paralelliği metni sıcak kılıyor. Anılarla beslenen anlatımın umut ve gurur duygusu uyandırması pek hoş,içten ve akıcı olmuş kalemine sağlık.

  2. Burak TANRIKULU dedi ki:

    Eskişehrin tarihi güzelliklerini anlatan bir yazı gelir mi. Bence gelmeli. Eskişehir’i kendiniz nezdinde yorumlamışsınız. Eminim ki görmüş olsaydık eğer bizlerde farklı yorumlayamaya bilirdik. 3. bir gözden eskişehir i okumak isterim. birde Kalabak su ne demek. ne anlama geliyor merak ettim doğrusu. yazınız güzel ve birde 3. gözden anlatılmayı hak ediyor.

    1. Elif Çepel dedi ki:

      Kesinlikle 3. gözden de yazacağım. Çok haklısınız bu konuda. Yorumunuz için teşekkür ederim 🙂
      Kalabak su; Türkmen Dağı’nın eteklerinde Kalabak Köyü yakınlarından çıkan Eskişehir’e özgü bir içme suyu markası. Çocukken asla çeşmeden su içemezdik. Temiz değildi, kötü bir kolu gelirdi. O yüzden (damacanalardan önce)bidonlara doldurulan suyu içerdik. Sokaklarda gezen su dolu tanklara bidon çıkartır doldurturduk. “Hey gidi günler” demek istiyorum 🙂 tekrar teşekkürler , iyi günler

  3. Selin Kaya dedi ki:

    “Değişim” kavramıyla başlayıp bunu insan, eşya, doğa ve en sonunda şehir üzerinden Eskişehir’e bağlaman çok sağlam bir kurgu zinciri oluşturmuş. Ayrıca kişisel hatıralarınız metne hem tatlılık hem de canlılık katmış diyebilirim. Çünkü çok güçlü duygusal bir bağ oluşturmuş. Bununla birlikte, övgü tonunun yer yer eleştirel dili geri planda bıraktığı hissediliyor. Belki daha dengeli bir yaklaşım, metnin etkisini daha da artırabilirdi. Yine de, Eskişehir’e duyulan sevginin satırlara yansıması oldukça kıymetli. Kaleminize sağlık.

  4. Elanur Adanır dedi ki:

    Bir şehri, anlatmaya önce her yerde karşımıza çıkabilen somut örneklerle başlayarak çok çok güzel ve ince bir geçişle örneklediğiniz şekilde Eskişehir’i güzelleşen eski şehri geçmiş ve günümüzün farklarını sezdirerek incelikle anlatmanız çok güzel olmuş. Bazı kısımlarda duygularla harmanlanan bir şiirsellik de hissediliyor ve bu okuyucunun sıkılarak okumasının önüne geçip akıcılığı sağlıyor. Kaleminize, emeğinize sağlık.