UÇURUMUN KENARINDA 2
Apartman ziline basarken yine tek tek isimlere baktım. Babamın adı olan zile bastım. Zile basınca bazı parçaları hatırlar gibi oldum.
Kazadan hemen önce; yeğenimle apartman bahçesinde top oynadığımı ve bilerek gol yediğimde attığı o kahkahanın yankısı doldu kulaklarıma. Apartmandaki basamakları çıkarken, hatırlamanın vermiş olduğu sevinç yüzümde ufak bir tebessüm bıraktı.
Eve girdim. Biraz yorgun olduğumu görünce annem tedirgin oldu. Benimle gelen kardeşime ne olduğunu sordu. Kardeşim: “Bilmiyorum, sanırım kaza anını hatırladı. Ali’yle konuştu bugün.” dedi.
Yorgun ve bitkin bir şekilde odama gittim. Odaya her girdiğimde o yabancılaşmayı yaşıyordum. Kendimi yatağa nasıl attığımı hatırlamıyorum bile.
Yine o rüyayı gördüm: “Viraj, araba sarsıntısı, korna sesleri…” sonrası yok.
Sıçrayarak uyandım. Nefes nefeseydim; sanki ölümü tekrar yaşamış gibi. Bir an nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Kollarımda hâlâ iğne izleri vardı ama bu sefer hastanede değildim. Benim olduğunu söyledikleri ama ait hissetmediğim odamdaydım.
Doğruldum, odanın içinde dolaştım. Masamdaki mezuniyet fotoğraflarına, duvarda asılı olan diplomaya baktım. Üzerinde “Ahmet” yazıyordu. Çekmecelerimi karıştırdım biraz. Bir şey aramıyordum ama bakmak istiyordum. Fotoğraflarda, çekmecemde kendime ait bir şeyler bulmaya çalışıyordum.
Sandalyeye oturup fotoğraflara baktım, defterlerimi karıştırdım. “Notlar, gelecek planları, kodların isimleri…” Kalktım, tekrar diplomaya baktım. İçimi bir gurur kapladı. Üniversite yıllarından bölük pörçük şeyler hatırlar gibi oldum. Yüzüme hafif bir tebessüm yerleşti. Hatırlıyordum; mesela üniversitede Batu’yu çok torbalamıştım. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi Batu’yla.
Bilgisayarın başına geçtim. Uzun zaman sonra ilk defa, bakmadan bilgisayarın ve şifreli programların şifrelerini girdim.
Yarım kalan projelere bakıyordum; belki daha çok şey hatırlarım umuduyla.
Tam o sırada zil çaldı. Kapı açıldığında tanıdık bir ses duydum. İlk defa, duyar duymaz tanıdığım bir sesti bu. Heyecanla odadan çıktım.
“Batu!” diye seslendim.
Batu’ydu.
“Kardeşim, Ahmet!” diyerek sarıldı bana.
Ben de hatırlıyordum Batu’yu. Hatırladığımı görünce annem ve kardeşim de şaşkınlıkla sevinci aynı anda yaşadılar. Gözlerimizin içi ayrı bir parlıyordu. Her ne kadar sert görünse de kardeşim gözyaşlarını saklayamadı. Annem ne yapacağını bilemedi. Ben ise sımsıkı sarıldım Batu’ya.
Batu’yla odamda oturduk. Kaç saat geçti bilmiyorum ama uzun zaman sonra ilk defa bu kadar huzurlu ve mutlu hissediyordum.
2. Bölüm Sonu
Devam edecek…