İHTİMAL
Bir sabah,
Pencerenin önünde unutulmuş bir bardakta,
Dünden kalma suyun içinde
İncecik bir toz zerresi yüzüyordu.
Kimse önemsemezdi,
Ben uzun uzun baktım.
Çünkü hayat bazen
İnsanın bütün büyük cümlelerini elinden alıp
Böyle küçük bir şey bırakıyordu,
Tutunmak için değil
Vazgeçmediğini hatırlamak için.
Bir çocuğun cebinde unuttuğu misket gibi,
Yıllardır açılmayan bir çekmecenin dibinde
Paslanmaya direnen bir anahtar gibi,
Duvardaki çatlağın içinden
Yavaşça odanın içine sokulan öğle vakti gibi…
İnsan,
Kendisine kalan son ihtimalle
-Çoğu zaman ihtimal olduğunu anlamadan-
Karşılaşıp duruyor zamansız yerlerde.
Belki bu yüzden,
Bazı vedalar kesin görünürken bile
İçimizden bir ses
Kapıyı tam kapatamıyor.
Belki de bu yüzden,
Yıkılmış bir evin önünden geçerken insan
Penceresiz duvarlara değil
Duvarın dibinde kalmış
Tek bir saksıya bakıyor.
Çünkü hâlâ orada bir şey var.
Adını koyamadığımız,
Kimseye anlatamadığımız,
Bazen kendimize bile itiraf edemediğimiz…
Fakat sabah olduğunda
Gözlerimizi yeniden açtıran.
Umut belki de odur:
Hayatın sana,
“Artık buradan sonrası yok.”
Dediği yerde,
İçinden bir hissin
Sessizce sandalyesini çekip oturması
Ve hiçbir açıklama yapmadan
Beklemesi gibi…