BENİM ARDIMA
Dik başlıyımdır bakarsan aslıma,
Muhtaç gözlerim üzüm dolu asmaya.
Bir tutam huzur, bir tutam üzüm uğruna
Götürecekler bugün beni asmaya.
Yediremedim bunu, kaçtım vardım harmana;
Issızdı her yer, karanlığın pençesine takılmıştı göz.
Şırıl şırıl akan derenin yanında,
Suyundan içtim bir göz.
Bakındım etrafıma, derhal saklandım;
Düşünmeye başladım ihtimalleri, en uç
Bir kuş gibi onlardan sakındım,
İlk gelen seste dedim: “Haydi uç!”
Koşmaya başladım yeniden,
Saat artık çok geç.
Sesler geliyor hâlen geriden,
“Dayan!” dedim kendime, “Şu ormanı da geç!”
Bitmek bilmedi kovalamaca,
Topraklara bastım yaş yaş.
Ulaştığımda ormandaki en dik yamaca,
“Atlasam mı?” dedim…
Ama sormazlar mı adama: “Daha kaç yaş?”
Beni buraya onlar çıkardı,
Aç midemin yakarışıydı, “O üzümü çal!”
Kimse asmaya acıdığını, bana acımadı…
Arkadaşım Mehmet’ime vasiyetim:
“En hüzünlü türkünü benim ardıma çal!”
Not: Bu şiir, yaşı büyük bir abimden dinlediğim bir olay sonrasında yazılmıştır. Yazılan hikâye, büyük oranda gerçektir.