ZERREDE SAKLI VAHDET MÜHRÜ
Mühür, istilâhi anlamda bir belgenin geçerliliğini ve kime ait olduğunu kanıtlamak için kullanılır; mecazi anlamı ise bir şeyin üzerinde bırakılan kalıcı iz veya damgadır. İster istilâhi ister mecazi manası ele alınsın, sonuç olarak her mühür ait olduğu sahibini ele verir. Peki, bu sınırsız kâinat ve varlık âleminde her şeyi yoktan var eden Mevlâ Teâlâ’nın mührünü görmemek mümkün mü?
Kâinatın nizamı, tesadüflere yer bırakmayacak derecede kusursuz bir planın ve muhakkak ki mutlak iradenin eseridir. Bu hakikat, kürre-i arzın tüm unsurlarının Yaratıcı’nın birliğini kanıtlayan en güçlü delillerinin üç temel unsur etrafında şekillendiğini gösterir.
1. Cüz ve Külde Görünen Allah Teâlâ’nın Birlik Mührü
Bu hakikat; kâinattaki hiçbir unsurun başıboş olmadığını, en küçük parçadan en büyük parçaya kadar her şeyin birbirine görünmez bağlarla ve kusursuz, mizanlı bir uyumla bağlı olduğunu nazar ettirir.
Örneğin, insan bedenindeki en küçük yapı taşı olan bir hücreyi ele alalım. Gözle görülmesi imkânsız bu zerre, kendi içinde kusursuz bir nizamla çalışırken; aynı zamanda nev-i beşerin yaşamını idame ettiren nefes, sinir ve dolaşım vb. sistemlerin küllî kanunlarına tam bir itaatle bağlıdır. Bu itaat, zerreden küllîye bir nev’i ve senkronize hâlde uyum olduğunun kanıtıdır. Dolayısıyla en küçük bir tohum ile kâinat aynı meziyetleri taşır. Bu durum, her şeyi idare eden Sanatkâr’ın bir tek zat olduğunu, yani O’nun bir benzerinin olmadığını ve tüm varlıktan münezzeh olduğuna şüphesiz delil olur.
2. Mutlak Hakikatin Sanatındaki Kusursuzluk
Kâinattaki varlıklar, sahip oldukları kabiliyetler ölçüsünde mükemmel ve kusursuz biçimde yaratılmıştır. Hiçbir varlık eksik ya da kusurlu hilkat edilmemiştir. Bunun aksine, sıradan ve önemsiz gibi görünen bitkilerde ve hayvanlarda dahi O’nun insan zihnini hayrete düşüren ekmel san’atı sergilenmiştir.
Meselâ bir sineğin kanadını düşünelim. Sineğin uçuş mekanizması ve bir arının yaptığı petekteki kusursuz matematik hesabı, en küçük varlıkta dahi olağanüstü bir ehemmiyetin ve mizanın tevzinini gösterir.
3. Yaratmada Kolaylık ve Sonsuz Kudret
Kâinatta insanı hayrete düşüren hakikatlerden biri de büyük ve muazzam varlıkların bile son derece kolay, zahmetsiz ve çabuk bir şekilde, hiçbir zorluk çekilmeksizin varlık âleminde olduruluvermesidir. Kâinattaki bu akılalmaz kolaylık, delil aramaya gerek bırakmayacak derecede sarihtir.
Mesela, bahar mevsiminde türlü çeşit bitkinin satıh-ı arzda kusursuz ve her yerde aynı anda senkronize bir hâlde neşvünemâ bulması bunun en somut örneğidir.
İnsan eliyle yapılacak en basit bir makine zahmetler, ağır masraflar ve büyük zorluklar gerektirirken; Yaratıcı’nın kudretinde devasa bir ağaç ile küçük bir çekirdek arasında hiçbir fark yoktur. Bahar aylarında bütün ağaçların yapraklanması ve çiçek açması, tek bir ağacın yaratılması kadar kolay gerçekleşir. Bu kolaylık, mutlak hakikatin sonsuz kudretini ve her şeyin O’na ne kadar kolay geldiğini ispat eder.
Biz nev-i beşere ise bu mizanlı ve tevzinli işleyen hakikat karşısında hamdüsenalar edip yalnızca vuslat bileti için akçeler biriktirmek düşer.
Zerreden kürreye uzanan o muazzam mizanı ve sinek kanadındaki ince sanatı çok zarif bir dille şerh etmişsiniz. Hakikati akılla kavramaktan öte kalple hissettiren, tevhidin mührünü okura sarsıcı bir sadelikle hatırlatan harika bir deneme olmuş. Kaleminize, yüreğinize sağlık, mefkureniz daim olsun
Zerreden kürreye uzanan o muazzam mizanı ve sinek kanadındaki ince sanatı çok zarif bir dille şerh etmişsiniz. Hakikati akılla kavramaktan öte kalple hissettiren, tevhidin mührünü okura sarsıcı bir sadelikle hatırlatan harika bir deneme olmuş. Kaleminize, yüreğinize sağlık, mefkureniz daim olsun