20 Eylül 2026, 13:41:37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 21°C
Az Bulutlu
Afyon
21°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 24°C
Pts 25°C
Sal 24°C

BENLİK ARADIKÇA UZAKLAŞAN BİR ŞEY MİDİR?

BENLİK ARADIKÇA UZAKLAŞAN BİR ŞEY MİDİR?
18 Eylül 2026 12:43
58
A+
A-

İnsan kendi benliğini nasıl bulur? Ya da gerçekten bulabilir mi? Belki de benlik, aradıkça uzaklaşan bir şeydir. Belki de zaten içimizdedir ama biz onu ancak sarsıldığımızda fark ediyoruzdur.

 

Benliğimizi bulmak için bir sorunla karşılaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan en çok kırıldığında kendine yaklaşır. Tozpembe bir hayatın içinde benliğimizi bulamayız gibi geliyor bana. Her şey yolundayken neden kendimizi sorgulayalım ki? Her şey mükemmelse neden “Ben kimim?” diye soralım?

 

Oysa sorular genelde eksiklikten doğar, arayış bir boşluk hissiyle başlar. Canımız yandığında, bir şey içimizde çatladığında durup düşünürüz: “Ben bunu gerçekten istiyor muydum?”, “Ben bu kişi miyim?” Belki de benlik, konfor alanının dışında bizi bekliyordur. Ama yine de şu ihtimal aklımı kurcalıyor:

 

Ya benlik yalnızca acıyla değil, bilinçle de bulunabiliyorsa? Ya her şey güzelken de insan durup kendine bakabilirse? Belki mesele sorun yaşamak değil, farkında olmaktır. Belki mesele mükemmel bir hayat değil; sahici bir hayattır. Ve belki de benlik bir cevap değil, sorularla büyüyen bir yolculuktur…

 

Buğulanmış aynada kendime bakmaya çalışıyordum. Bunca zaman yaşadığım tüm olumsuzluklar gözümün önüne geldi. Gerçekten gerek var mıydı arkadaş kurbanı olup benliğimi kaybetmeme? Geri dönüşü var mıydı bundan sonrasının?

 

Bunları düşünürken bir ses duydum:

 

“Her kaybediş senin sınavın. Önemli olan bu sınavı nasıl geçeceğin.”

 

Bu ses nereden geliyor diye düşünürken aynadaki buğulanma gitmiş, yansımama bakıyordum. Ama bu yansıma şu anki hâlimden biraz farklıydı. Bir an sadece daha cıvıl cıvıl olan o kıza baktım. Öylece durmuş, bana gülümsüyordu.

 

“Kendi içine odaklan, beni orada bulacaksın.”

 

Son kez tebessüm edip gitti.

 

Şimdi şu anki hâlimle baş başa kalmıştım. Sanırım en temele odaklanmalıydım.

 

“Kimim ben?”

 

Bir zamanlar etrafına neşe saçan, herkese güvenen, herkesin kendi gibi olduğunu düşünen saf kız.

 

“Peki şimdi?”

 

“Herkese güvendiği için kendi benliğini kaybeden yine aynı kız…”

 

“Ne yapmalıyım?”

 

Sanırım buna spesifik bir cevabım yok. Ama eskiden nelerden mutluluk duyuyorsam onlara tekrar başlayacaktım. Ama önce evdeki depresif havadan kurtulmak gerek. Eğlenceli 90’lar şarkısı eşliğinde tekrar var olma yolunda minik adımlar atıyordum.

 

Her küçük adım, vakti geldiğinde olmak istediğin yere ulaştırır seni.

 

Radyoda çalan o neşeli ritimler kulağıma çalınırken parmaklarım kurutulmuş bir çiçeğin yaprağına, üzerine saçma sapan küçük notlar alınmış eski bir ayraca değdi. O kız, o günlerde neye gülüyordu? Hangi cümlenin altını çizerken içi kıpır kıpır ediyordu?

 

İnsan kendi izini kaybettikten sonra tekrar bulmaya çalışırken, meğer en çok da terk ettiği detaylara çarpıyormuş.

 

Önce pencereleri sonuna kadar açtım. İçeriye giren serin rüzgâr, odadaki o durağan ve hüzünlü kokuyu dağıtırken ritme ayak uydurup hafifçe sallandığımı fark ettim. Çok küçük, neredeyse belli belirsiz bir hareketti bu; ama o an için kocaman bir devrimdi.

 

O neşeli kız bir günde kapıdan içeri girmeyecekti, biliyordum. Zarar görmüş bir güveni, incinmiş bir ruhu bir şarkıyla tamamen iyileştirmek imkânsızdı. Ama amacım eski hâlime tamamen bürünmek de değildi zaten. O saf ve herkese inanan kızın saflığını değil, onun yaşama sevincini geri istiyordum.

 

Yaşadığım hayal kırıklıklarını yok saymadan, cebimdeki kırıklarla ama daha güçlü bir şekilde yürümek…

 

Benlik dediğimiz şey, bir kere kaybedilince bir daha bulunamayacak bir eşya değildi nihayetinde. Yönünü şaşırsa da arayışı bitmeyen, doğru zamanı bekleyen canlı bir süreçti.

 

Yeter ki insan kendinden, kendi özünden vazgeçmesin…

 

Hayatın getirdiği kırgınlıklar yüzünden duruşumu veya çevreye bakışımı daraltmak yerine, sınırları genişletmeyi seçiyorum artık. Birilerine ya da bir şeylere bağımlı kalmadan var olabilmeyi…

 

Çünkü biliyorum; rotayı kendine çevirdiğinde, gerisi zaten kendiliğinden geliyor.

Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi. İlk denemelerim, ilk yazılarım...
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.