FENA HALDE ŞİİR 2
Yedi kat gök yarılır, kan kırmızı şimşekler çakar;
Dağların ardında şu adsız demirciler yaşar.
Kafdağı’nın eteğinde zümrüt uykusu küllenir,
Şairin alnına kara yazgısı mühürlenir.
Anka’nın kanadı yanar kendi külünde,
Bir tılsım çözülür şair Hüseyin’in dilinde.
Kırk gün kırk gece süren şölen durur,
Kuyu diplerinde Yusufi sular kurur.
Üç başlı ejderhalar solur gecenin koynunda,
İlmek ilmek örülür ölüm şairin boynunda.
Kırık bir asa kalır ulu bilgelerden geriye;
Zaman akar gider tersine, ta en eskiye…
Görünmez ordular kuşatır tenhalığı,
Karanlık yutar o son aydınlığı.
Ay tutulur, kurtlar ulur göğe doğru;
Şair Hüseyin’dir bu tılsımlı yolların mağruru.
Toprak uyanır, uykusundan doğar devler,
Terk edilir bir bir tüm büyülü evler.
Sonunda kutsal kadehten sızar bir zehir;
Lal olur nehir, susar koskoca şehir.
Şair son nefeste bir efsun fısıldar taşa:
“Yazılan neyse, o gelir nihayet başa…”