SAYFALARIN ARASINDA
Bazı insanlar kalabalıkları sever, bazıları ise sayfaların arasına saklanmayı. Ben ikinci gruptanım. Çünkü bir kitap açtığımda dünya biraz susar. Gürültüler azalır, düşünceler yavaşlar ve sadece kelimeler konuşur.
Kitap okumak aslında başka hayatlara dokunmanın en sessiz yoludur. Hiç tanımadığın insanların acılarını hisseder, hiç gitmediğin şehirlerde yürür, belki de hiç yaşayamayacağın duyguların içinde kendini bulursun. Bir kitabın sayfaları arasında insan kendine de rastlar. Bazen unuttuğu bir hatıra çıkar karşısına bazen bastırdığı bir duygu…
Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz insan. Bir bakarsın akşam olmuş, bir bakarsın gecenin en sessiz saatleri… Ama o sessizlikte bile yalnız değilsindir. Çünkü bir yazarın kelimeleri eşlik eder. Sanki biri oturmuş da sana içini döküyormuş gibi… Kitaplar sadece hikâye anlatmaz; sabretmeyi, anlamayı bazen susmayı öğretir. İnsan okudukça büyür derler ya, belki de en doğru cümlelerden biridir bu. Çünkü her kitap, insanın içine küçük bir parça bırakır. Ve o parçalar biriktikçe, insan fark etmeden değişir. Bu yüzden bazı kitapları kapatmak zor gelir, sayfaların içinde bıraktığın bir parça vardır. Ve bilirsin ki, o hikâye bitse bile sende yaşamaya devam edecektir.
Kitap okumak bir kaçış değildir aslında. Tam tersine, insanın en çok kendine yaklaştığı yoldur. Bazen bir kitabın içinde bulunan bir cümle, bütün hayatını değiştirecek kadar güçlü olabilir. Kitabın en güzel yanı ise her okuyanda farklı bir iz bırakmasıdır. Aynı kitabı okuyan iki insan, bambaşka duygular hissedebilir. Çünkü herkes kendi hayatını, kendi yaralarını ve umutlarını taşır kendi sayfalarında.
Sonuç olarak kitaplar, insanın hem sığınağı hem de yol arkadaşıdır. Sessizdirler ama çok şey anlatırlar. Bu yüzden insan hayatında en gerçek dostluklardan biri, bir kitabın sayfaları arasında kurulur.