20 Nisan 2026, 23:14:51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 14°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
14°C
Parçalı Bulutlu
Sal 17°C
Çar 18°C
Per 6°C
Cum 11°C

YUVA YANGINI

YUVA YANGINI
18 Şubat 2026 15:10
189
A+
A-

Akışkan ve canlı hayat, maziden tanıdık birkaç çehreyle nasıl da kolay soluyor öyle. Suyu değiştirilmiş ve güneş alan pencerenin önünden çekilip dış kapının önüne koyulmuş bir çiçek misali… Her biri, eskiden bir şeyler yaşadığımız o insan değiller sanki. Gözlerine bakınca gördüğüm irisler parlamıyor artık; ancak bu benim ışıltısızlığımın yansıması mı, yoksa onların yaş aldıkça eksilmesi mi, bilemiyorum. Onlara baktığımda eski benliğimden emareler görüyorum. Sonrasında Suavi Kemal gibi ben de fısıldıyorum:

‘’Eve dönüyorum. Evsizliğime.’’

Evsizliğimde kendime sarılıp da hayat bulmayı umduğum dakikalar, yerini zaman zaman dayanılmaz sancılara bırakıyor. Fiziksel sancılar bunlar… Hani uzatsalar ellerini, dokunmaya kalksalar parmak uçlarında hissedebilecekler. Gözlerini bir açsalar bariz görecekler karşılarında. İnsanların, beş duyularıyla zahmetsiz algılayabilecekleri kadar gerçek ve içten sancılara sahibim bugünlerde. Evim –evsizliğim- hayalimdekine bir nebze benzeseydi, bu sancılar yerini umutlara bırakabilirdi.

Bomboş odalarda mazinin sesi yankı yapıyor. Birkaç parça eşyam olsa böyle gürültülü duyamazdım. Üç gün önceden kalmış kirli bulaşıklar bana anılarımı hatırlatıyor. Bulaşıkları yıkasaydım, böyle kirli anılarım aklıma gelmezdi. Beni tanıyan her yüzden kaçmak istiyorum. Yüreğim büzülüyor ve ellerim titriyor. İnsan geçmişinden kaçamıyor; insan, evsizliğinden kaçamıyor. Ağlamak için de ne komiktir ki hep evsizliğine dönmeyi bekliyor.

Bir ev vardı bir zamanlar, o zamanlar “evsizlik” olarak değil “yuva” olarak betimlerdim. Bahçelerinde benim ektiğim çiçekler, ocağında sıcacık çorbalar… Ve daima orada demlenip duran karadut çayı. Karadut çayını çok severdim o günlerde, evdekiler de öyle. Yuvaydı, çünkü kaseler hangi dolapta biliyordum. Yuvaydı, çünkü benimle beraber çay koyan biri daha vardı. Yuvaydı, çünkü evde küs uyumak yasaktı.

Bir gün o ev yandı. İçinden üç erkek, bir kız eksildi. Ben kaldım ama. Yaşayabildim. Gitmemi söyleyip durdular ama kaldım. Bu bir zafer mi yoksa ziyan mı, bilinmez artık. Koskoca evsizlik yeniden yuvaya döner mi, bilinmez artık.

Kaseler hangi dolaptaydı? Son zamanlarda her şeyi unutuyorum. Hafızam beni cezalandırıyor mu, yoksa koruyor mu, emin değilim.

Ev neden yanmıştı? Çayın altını söndürmeyi unutmamıştım, değil mi?

Ben Huriye Çil. 19 yaşındayım. Süleyman Demirel Üniversitesi 2. Sınıf Psikoloji öğrencisiyim.
YORUMLAR

  1. Elif Çepel dedi ki:

    İçimiz de yandı okuyunca yazınızı. İnsan bazen başedemiyor. Anıların ve devam eden hayatın arasında sıkışıp kalıyor. Arkana baksan yangın, önüne baksan bilinmezlik. Sabır denen meziyet tam da burda ortaya çıkıyor. Allah sabredenlerden olmayı nasip etsin. “Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir” Bakara 153. Ayet

  2. Sevda Yerinde dedi ki:

    “Koskoca evsizlik yeniden yuvaya döner mi, bilinmez artık.”

    Çoğu anlamını yitiren veya sadece anı kalan yaşamlar oluyor. Bu da hayatın cilvesi diyip geçiyoruz. Nice koskoca evler var ama içinde yuva sıcaklığı yok. Yüreğine sağlık. Başarılarının devamını dilerim.