21 Ekim 2026, 00:47:44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 15°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
15°C
Parçalı Bulutlu
Çar 17°C
Per 20°C
Cum 21°C
Cts 18°C

BEŞİK

BEŞİK
20 Ekim 2026 13:42
71
A+
A-

Mutfak dolabının üstünde bir beşik. Ahşap oymalı, kenarlarından sarkan örtüsüyle tam bir kız çocuğu oyuncağı. Ama modern görünen bu dolabın üstünde onun işi ne? Seksen yaşında, saçlarına aklar düşmüş tatlı bir nenede bebek beşiği ne gezsin?

Sorsam söyler mi diyorum. Sonra, “Karışma. Dilini tut. Sen misafirsin. Dikkatini çeken her şey sorulmaz. Meraklı yaşlı komşu edasıyla şaşırma,” diyorum.

O kalabalığın içinde yine kendimle konuşuyorum. İç sesiyle bu kadar çok konuşan bir tek ben miyim? Umarım yanılıyorum.

Her neyse, gözüm hâlâ o beşikte. Aklımdan çıkmıyor ki. Gözümün önünde duruyor işte.

“Nimet nene!”

“Efendim kuzum.”

“Bir şey soracağım. Sahi, şu dolabın üstünde duran beşik senin mi?”

Kadıncağız ne diyeceğini bilemedi. Sanırım böyle bir sorunun gelmesini beklemiyordu. Başını yavaşça çevirdi.

“Evet kuzum, benim o ya.”

“Yıllardır orada durur yavrum. Kıyamadım. Elime alıp oynayamadım.”

Çocukluğundan kalmış gibi durmuyordu. Aksine, temiz ve yeni görünüyordu.

“Çocukken bir beşiğim, oyuncağım olmadı yavrum. Hele bir tane eli yüzü düzgün oyuncak bebeğim hiç olmadı. Ben küçük yaşta evlendim. Ne zaman kocamdan harçlık alsam gidip oyuncak bebek aldım. Çocukluğuma dönemedim belki ama içimdeki çocuğa yetişkin Nimet oyuncaklar aldı.”

Bir süre sustu. Ben de sustum.

Bazen insan, karşısındakinin anlattığı şeyin neresinden tutacağını bilemiyor.

“Peki bu beşiği ne zaman aldın?”

“Onu mu? Onu da yıllar sonra aldım. Bir yerde gördüm. Öylece duruyordu. Yanından geçip gittim. Sonra geri döndüm.”

“Çocukların için mi?”

Başını iki yana salladı.

“Yok. Kendim için.”

Gülümsedi.

“İnsan büyüyünce bazı şeyleri kendisi için almayı öğreniyor yavrum. Ben biraz geç öğrendim.”

Dolabın üzerindeki beşiğe yeniden baktım. Ahşabındaki oymalar, kenarından sarkan örtü, üzerindeki özen…

“Peki, neden burada duruyor?”

“Gözümün önünde olsun diye.”

“Ne için?”

Bu defa cevap vermeden önce uzun uzun beşiğe baktı.

“Çocukken sahip olamadığım şeylere sonradan sahip olunca insan onları saklamak istemiyor. Baksın gözüm. Desin ki, bak Nimet, sonunda senin de bir beşiğin oldu.”

Bir şey söylemedim.

O an, dolabın üzerinde duran küçücük beşiğin aslında bir oyuncak olmadığını düşündüm.

Meğer insan çocukluğunu geride bırakmıyormuş.

Bazen onu bir beşiğin içinde saklıyormuş.

 

 

Gündelik hayatın görünmeyen hikâyelerini ve insan ruhunun izlerini yazıyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.