17 Ağustos 2026, 06:54:36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Az Bulutlu
Afyon
28°C
Az Bulutlu
Paz 26°C
Pts 27°C
Sal 29°C
Çar 29°C

MOLLA MEHMET: ÇINAR AĞACI

MOLLA MEHMET: ÇINAR AĞACI
12 Ağustos 2026 15:08 | Son Güncellenme: 12 Ağustos 2026 16:25
170
A+
A-

Molla Mehmet, derin bir uykunun ardından gözlerini yeni açmıştı. Dün gecenin uykusuz yorgunluğunu üzerinden silkeledi. Neyse ki gecenin feyizli saatlerini ilim çalışarak geçirmişti. “Çok şükür.” diyerek yatağından kalktı, lavaboya gitti. Molla Mehmet’in annesi aşağıdan seslenerek:

— Mehmet oğlum, sofra hazır, hemen gel!

Elini yüzünü yıkadı, aşağıya indi. Dedesi, nenesi, eniştesi, ablası ve yeğenleri ile neşeli bir sabah kahvaltısı yaptılar. 7 yaşındaki yeğeni Umut, Molla Mehmet’in cübbesini çekerek:

— Ben de senin gibi hafız olmak istiyordum dayı.

Molla Mehmet dizlerinin üzerine çöktü; elini yeğeninin başına koyarak alnından öptü, başını okşadı, kollarıyla sıkıca sardı:

— Tabii ki olursun Umut. Maşallah, ne güzel hayallerin var senin, akıllı bıdık seni!

Küçük Umut’un gözlerinin içi güldü. Mehmet dayısından aferin almak, iltifat duymak onu çok heyecanlandırıyordu. İkisi beraber biraz dışarıda oyun oynadılar.

Daha sonra Molla Mehmet, odasına çıkıp Allah’ın isimleri ile ilgili kitabını eline aldı. Köy yolunun sonundaki eski çınar ağacının oraya gitti. Ağacın gölgesinde bağdaş kurup oturdu. Zevkle elindeki kitabı açtı, besmele çekip okumaya başladı. Derin bir tefekkür ile adeta kitabın içine daldı gitti. Yukarı bayırdan bastonu ile aşağıya inen Emre dede, onun bu dalgın ve ciddi halini görünce, “Ne okuyor acaba, bir yanına varayım.” diye mırıldandı kendi kendine:

— Molla Mehmet, Molla Mehmet!

Öylesine dalmıştı ki üçüncü seslenişte bir irkintiyle sesin geldiği tarafa baktı. Emre dedeyi yokuştan inerken görünce ayağa kalktı. Elinden tutarak çınar ağacının oraya kadar geldiler:

— Buyur Emre dede.

— Yine dalmışsın ummalara Molla’m.

— Allah’ın (c.c.) esmasına bakıyordum da “Allah (c.c.)” lafzı üzerinde öylece kalakaldım.

— Ee, anlat bakalım niye kaldın? Ben de bir şeyler dinleyelim Molla’m.

Çınar ağacının altına beraberce oturdular. Molla Mehmet bağdaş kurdu, eline kitabını alıp açtı, Emre dede dikkatlice dinlemeye başladı:

— Biliyor musun Emre dede, Allah (c.c.) lafzı bütün isimleri içine alan cami, toplayıcı bir isim.

— Nasıl yani Molla’m?

— Mesela; Ya Rezzak (c.c.) deyince Rabbimizin sadece rızık veren özelliği aklımıza gelir, Ya Rahman (c.c.) deyince rahmetinin büyüklüğünü düşünürüz, Ya Kadir (c.c.) deyince her şeye gücü yeten bir Allah (c.c.) olduğunu anlarız. Diğerleri de bunun gibi ne manaya geliyorsa ona yönelir kalbimiz. Ama Allah (c.c.) deyince bütün özelliklerine birden vakıf oluruz. Yani Rahman (c.c.) oluşu, Rezzak (c.c.) oluşu, Kadir (c.c.) oluşu, Samed (c.c.) oluşu, Evvel (c.c.) oluşu, Ahir (c.c.) oluşu ve diğer isimlerin hepsi aklımıza gelir. Onun için cami ismi şeriftir. Bütün isimlerinin tecellisini, yani manasını içinde toplar. Ne güzel değil mi? Bir ismi söylüyorsun ama bütün isimleri anıyorsun.

— Güzel olmaz mı Molla’m? Ne incelikliymiş, böylesini de ilk defa duydum. İyi ki molla olmuşsun Mehmet’im, bize ne güzel bilgiler öğretiyorsun. Allah ilmine ilim katsın, ömrüne bereket versin güzel oğlum.

Molla Mehmet, Emre dedenin duasına “Âmin.” dedi. İçine ayrı bir huzur dolmuştu. Allah’ın (c.c.) isimlerini öğrenmek ayrı bir zevk, onu başkası ile paylaşmak ayrı bir muhabbetti:

— Biliyor musun Emre dede, Allah (c.c.) ismine İsm-i Azam deniliyor?

— Öyle mi?

— Evet. Tabi bu ismi şerifin ebced sayısı var.

— Neymiş o Molla Mehmet’im?

— 66 sayısı. “Kim bir muradı için Ya Allah (c.c.) ismini 66 kere söylerse muradı hasıl olur.”

— Aa, ne güzelmiş! Bizim bir tarla var, satmak istiyorum. Onun için okusam olur mu?

— Tabi olur Emre dede.

— Allah razı olsun oğlum, seni başımızdan eksik etmesin.

Molla Mehmet, Emre dedenin dualarına içtenlikle “Âmin.” dedi. “Ne olursa olsun, paylaşmanın verdiği mutluluğun yerini hiçbir şey almaz.” diyerek mırıldandı.

 

Lisandan doğan tüm kelimeler tek bir kelime için yaratılmıştır. O da; "Lâ ilâhe İllallah Muhammedün Resûlullah"
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.