17 Ağustos 2026, 06:54:39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Az Bulutlu
Afyon
28°C
Az Bulutlu
Paz 26°C
Pts 27°C
Sal 29°C
Çar 29°C

AYNADAKİ KADIN

AYNADAKİ KADIN
11 Ağustos 2026 15:49
210
A+
A-

Bir kadın anne olduğunda gerçekten yeniden doğar mı? Bence evet. Ama yalnızca bir bebeği dünyaya getirdiği için değil. Anne olduğunda yıllardır içinde taşıdığı kadına yeniden bakmaya başladığı için… Çünkü annelik, insanın bütün dengelerini değiştiriyor. Uykundan, planlarından, alışkanlıklarından vazgeçiyorsun. Küçücük bir çocuğa yeniliyorsun. Ama bazen bir çocuğa yenilirken kendini kazanıyorsun. Bir süre sonra kendine başka sorular sormaya başlıyorsun:
“Nasıl bir anne olmak istiyorum?”
“Çocuğum beni nasıl hatırlasın?”

Ve belki en önemlisi:
“Ben aynaya baktığımda hangi kadını görmek istiyorum?”

İşte asıl yolculuk burada başlıyor. Çünkü bazı kadınlar anne olmadan çok önce büyümek zorunda kalıyor. Çocukken çocuk olamayan, anne ve babasının yükünü taşıyan, kendi duygularını erteleyip herkese yetişmeye çalışan kız çocukları var. Erken büyüyen kadınlar…

Anne olduklarında yalnızca çocuklarıyla değil kendi çocukluklarıyla da yeniden karşılaşıyorlar. Bir bebeğin ihtiyaçlarına bakarken kendi çocukluğundaki ihtiyaçlarını hatırlıyor, annelerine ve babalarına başka bir gözle bakıyorlar. İnsan anne olunca kendi annesine de başka bir gözle bakıyor. Çocukken yalnızca eksiklerini gördüğün annenin de kendi yaraları olduğunu fark ediyorsun. Onun da korkuları, yarım kalan hayalleri ve taşıdığı yükleri olduğunu düşünüyorsun. Bu, yaşananları yok saymak değil. Affetmek de yapılanları doğru bulmak değil. Bazen affetmek, geçmişin bugünkü hayatını yönetmesine izin vermemektir. Ve insan bazen annesini affederken çocukluğundaki kendisini de affetmeye başlar. Doğumdan sonraki ilk kırk, elli gün belki de bu yüzden farklıdır. Dışarıdan bakıldığında bebeğinle ilgilendiğin günlerdir, içeride ise kendinle yüzleştiğin günler…

Kime kızdığını düşünürsün. Sonra fark edersin ki bazen başkasına kızdığını sanırken aslında kendine kızıyorsundur. Yıllarca sustuğun için… Kendini ertelediğin için… Bazı hayallerinden vazgeçtiğin için…

Bu hesaplaşmalar sessiz ve çetrefillidir. Ama belki anneliğin bize verdiği en büyük fırsatlardan biri de budur: Kendine dürüstçe bakabilmek. Çünkü annelik kusursuz olmak değildir. Bazen çalışan bir kadınsındır; işine, evine, bebeğine, eşine yetişmeye çalışırsın. Yorulursun. Kendine ayıracak zaman bulamazsın. Ama iyi anne olmak, her şeye yetişmek değildir. Bazen yorulmaktır. Bazen ağlamaktır. Bazen hata yapıp özür dilemektir. Ve ertesi gün yeniden başlamaktır.

Her anne mükemmel değildir belki ama her anne çoğu zaman bildiği, gördüğü ve yapabildiği kadarıyla annelik eder. Üstelik hiçbir kadın aynı hayatı yaşamıyor. Aynı duyguları yaşayabiliriz ama aynı şekilde yaşamıyoruz. Bir kadın susar, biri konuşur. Biri ağlar, biri çalışır. Biri uzaklaşır, biri sarılır. Biri affeder, biri henüz affedemediğini kabul eder. Çünkü çocukluklarımız, ailelerimiz, evliliklerimiz ve taşıdığımız yükler farklıdır. Aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz belki ama herkesin penceresinden görünen manzara başka. Bu yüzden kadınları birbirleriyle kıyaslamak yerine onları anlamaya ihtiyacımız var.

Anne olmak bazı hayallerinden vazgeçmek, bazılarını ertelemek olabilir. Ama bu hayallerinin bittiği anlamına gelmez. Belki kendini daha çok geliştirmek istersin. Daha çok okumak, öğrenmek, üretmek… Çünkü çocuğunun karşısında nasıl bir kadın olduğunu düşünürsün. Kendini unutan bir kadın mı yoksa çocuğunu çok seven ama kendisini de sevmeyi bilen bir kadın mı? Ben aynada ikinci kadını görmek istiyorum. Geçmişiyle yüzleşebilen, annesini affetmeye çalışan, kendi çocukluğundaki küçük kızı anlayabilen, yorulduğunda bunu kabul eden ve hayallerinden tamamen vazgeçmeyen bir kadın. Çünkü çocuklar söylediklerimizden çok bizi izliyor. Kendimize nasıl davrandığımızı öğreniyorlar. Belki onlara bırakabileceğimiz en güzel miras kusursuz bir hayat değil kendini kaybetmeden sevebilen bir kadın örneği.

Bu yüzden bugün aynaya baktığımda yalnızca bir anne görmek istemiyorum. Geçmişi olan, yaraları olan ama iyileşmeye çalışan; kırılmış ama yeniden ayağa kalkabilen, hayalleri hâlâ yaşayan bir kadın görmek istiyorum. Çünkü bir kadın anne olduğunda gerçekten yeniden doğuyor. Bebeğini dünyaya getirirken değil yalnızca… Kendisine yeniden bakmaya cesaret ettiğinde. Ve belki hayatın sonunda kendimize verebileceğimiz en büyük cevap şu:
Geçmişimi değiştiremedim. Ama geleceğime ne bırakacağımı seçtim.

İşte aynadaki kadın benim için tam olarak bu:
Kendini yeniden seçen kadın.

 

Sezen YILDIRIM VURUCU

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.