17 Ağustos 2026, 06:54:35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Az Bulutlu
Afyon
28°C
Az Bulutlu
Paz 26°C
Pts 27°C
Sal 29°C
Çar 29°C

GELMEYEN AŞK

GELMEYEN AŞK
11 Ağustos 2026 15:27
174
A+
A-

Satırların arasına günler, belki aylar girdi;
Sen yoktun.
Kurak geçen bir yaz gibiydi dudaklarım.
Sana ait kelimeleri seçerken kanadı yaralarım.
Her gece beklerken seni,
Avuçlarımda sana ayırdığım yıldızlarla,
Denizden gelen tuzlu bir koku yakardı içimi.

Son umutlarım da kayboluyor artık.
Dünden bugüne seni beklerken,
Değiştik ikimizde biliyorum.
Artık yıldızlar da söndü.
Günlerce yağan yağmur,
Senden kalan son izleri de sildi.

 

Eray KAYA

YORUMLAR

  1. Ece Nur Gürlü dedi ki:

    Yazıyı okurken bir yerde şunu düşündüm: İnsan gerçekten de başkasına gösterdiği anlayışı kendisine göstermeyi çoğu zaman unutuyor. Hele kadınlar… Herkese yetişmeye, herkesi anlamaya çalışırken kendilerine ne kaldığını çoğu zaman en sona bırakıyorlar.

    “Aynadaki kadın” başlığı da bu yüzden çok anlamlı geldi bana. Çünkü aynaya bakınca sadece yüzümüzü görmüyoruz aslında. Yaşadıklarımızı, sustuklarımızı, içimize attıklarımızı, vazgeçtiklerimizi de görüyoruz. Anne olduktan sonra belki de insanın aynadaki görüntüsü değil, kendisine bakış şekli değişiyor.

    Yazıda beni en çok düşündüren şeylerden biri de annelikle birlikte geçmişe dönüp bakma meselesiydi. Çocukken anlamlandıramadığımız davranışları büyüyünce başka türlü değerlendirebiliyoruz. Bu, yaşanan her şeyi unutmak ya da haklı çıkarmak değil; sadece insanları biraz daha bütün hâlleriyle görebilmek.

    Bir de “iyi anne” olmakla ilgili üzerimize yüklenen o mükemmellik duygusu var. Her şeye yetişmek, hiç yorulmamak, hep sabırlı olmak… Oysa insanın kendine ait bir hayatının, hayallerinin ve sınırlarının olması anneliğini eksiltmiyor.

    Belki tam tersine, çocuğuna kendini de unutmadan sevebilen bir anne göstermek çok daha kıymetli. Çünkü çocuk büyürken sadece annesinin sevgisini değil, annesinin kendisine nasıl davrandığını da öğreniyor.

    Güzel olan şu ki insan geçmişi değiştiremese de bundan sonrasını değiştirebiliyor. Belki de yeniden doğmak dediğimiz şey tam olarak budur; başka biri olmak değil, kendine ilk defa gerçekten bakabilmek.

    Kaleminize , yüreğinize ve emeğinize sağlık çok anlamlı bir yazı olmuş ben çok beğendim.

  2. Anonim dedi ki:

    Güzel devamını bekleriz

  3. Deniz dedi ki:

    Devamını bekliyor olacağım.