8 Ağustos 2026, 05:52:17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 33°C
Az Bulutlu
Afyon
33°C
Az Bulutlu
Per 33°C
Cum 33°C
Cts 32°C
Paz 31°C

AKİDE ŞEKERİ

AKİDE ŞEKERİ
7 Ağustos 2026 17:33
70
A+
A-

Camekânın ardındaki parlak, renkli akide şekerlerini görünce istemsizce tökezledi. Göz alıcı parlaklığın içine hapsolmuştu sanki. Yürüdüğü yola bir anda mıh gibi çakıldı. Ağzında susamlı, sarı renkli akide şekerinin tadını hissetti. Ya kırmızı renkli olanı… Ağzı sulanmıştı. Selvi ablasının yüzü beliriverdi. Nasıl da annesine seslenirdi:

— Hanife abla! Ayşegül’ü bize yardıma gönderir misin? Bugün şeker paketleme işi var. Yetiştiremedik.

— Olur tabii, gönderirim. Saat kaça kadar sürer?

— Saat 10 gibi biter, abla. Merak etme, işimiz bitince kapıya bırakırız onu.

Bu diyalog aslında her akşam beklediği bir müjdenin habercisiydi. Selvi ablasının sesini duyar duymaz çoraplarını giyip kapıdan çıkmaya hazır beklerdi.

— Tamam anne, hemen çıkıyorum.

— Ah seni! Çok fazla şeker yeme bak. Yardım için gittiğini unutma.

— Tamam anne, merak etme. Onlar ne kadar verirse o kadar yerim zaten.

Kapıdan çıkınca apartmanın merdivenlerini zıplayarak iner, bir anda Selvi ablasının kapısında belirirdi. Tıpkı onun gibi komşuya yardım etmeye gelen mahallenin bir iki çocuğuyla daha karşılaşır, beraberce içeri girerlerdi.

Selvi ablası ve eşi Ali abi yere sofrayı kurmuş olurdu. Bir tarafta şeffaf küçük poşetler, bir tarafta mis kokulu rengârenk akide şekerleri, bir tarafta zımba… Hep beraber akide şekerlerini bu poşetlere koyup zımbalarlar, vaktin nasıl geçtiğini anlamazlardı. Hangi renkten kaç tane konulacağı belli olan bu şekerler dakikalar içinde paketlere girer, ertesi gün pazarda satılacak şekilde hazır olurlardı. Ayşegül vaktin nasıl geçtiğine hayret ederdi.

— Semra, sen kaç paket yaptın?

— Bilmiyorum ki Ayşegül ama çok yaptım galiba.

— Sen en çok hangisini seviyorsun?

— Bence en güzeli kırmızı olanı. Ya sen?

— Susamlı olanı daha çok seviyorum ben.

Selvi Hanım onların bu tatlı muhabbetlerini keyifle dinlerdi.

— Haydi bakalım! Birer tane de ağzınıza atın, derdi.

Çocukların bekledikleri bu an, günün en mutlu ânı olurdu. Ağızlarında erimeye başlayan şeker, adeta paket yapmayı da hızlandırırdı. Saat 10’u gösterdiğinde içlerinde büyük bir şaşkınlık, gözlerinde “Ne olur devam edelim, bu akşam hiç bitmesin.” çığlığı belirirdi. Güle oynaya girdikleri evden mahzun bir ifadeyle çıkarlardı. Ayşegül de hiç istemeyerek evinin yolunu tutardı. Selvi ablası evin kapısına kadar bırakır, teşekkür ederdi.

Sevinç içinde zıplayarak indiği o merdivenleri yavaş yavaş çıkardı; ağzında bitmesinden korktuğu akide şekerinin tadıyla.

“Belki Selvi abla yarın yine çağırır. Belli mi olur. Bugün kırmızı olandan az yedim. Bir dahaki sefere ondan daha fazla yiyeyim.”

— Ayşegül, ne söyleniyorsun kendi kendine bakayım?

— Hiç anne, Selvi abla yarın da çağırır mı acaba diye düşünüyordum.

— Anlaşılan doyamadın şekere.

— Doyulur mu be anne, doyamadım tabii.

Bütün bu anılar niçin hücum etmişti üstüne? Camekânın ardındaki şekerler… Çocukluk ne güzel şeymiş. Ne küçük mutluluklarım varmış. Şimdi ise her şey eksik, her şey az, her şey yetersiz. Hâlbuki çocuk Ayşegül ne az şeyle mutlu olurdu. Sabrı da bilirdi, beklemeyi de…

Kulakları sağır edercesine bir korna sesiyle sendeledi. Öfkeli bir sürücü bağırıyordu:

— Ne yapıyorsun abla, yolun ortasında! Çarpacağım, başımı belaya sokacaksın.

ETİKETLER: , ,
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. 48 yaşındayım. Evliyim. İki oğlum var. Yazı yazmayı seviyorum. Çini sanatıyla da meşgulüm.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.