30 Mayıs 2026, 00:36:37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 18°C
Hafif Yağmurlu
Afyon
18°C
Hafif Yağmurlu
Cts 19°C
Paz 22°C
Pts 23°C
Sal 24°C

YERİNİ ALAN SESSİZLİK

YERİNİ ALAN SESSİZLİK
27 Mayıs 2026 14:50 | Son Güncellenme: 27 Mayıs 2026 14:56
66
A+
A-

Unutmak… Gerçekten bu kadar kolay mı?

Belki de bu sorunun cevabı gidene göre başka, kalana göre bambaşkadır. Çünkü bazı insanlar için unutmak, yağmurdan sonra kuruyan bir kaldırım kadar sıradandır. Üzerinden insanlar geçer, iz kalmaz. Ama gerçekten seven, bağlanan, hayatında önemli bir yeri kaybeden biri için unutmak; gecenin bir vakti odanın köşesine çöken sessizlik gibi ağırdır. İnsan ne kadar görmezden gelmeye çalışsa da o sessizlik hep oradadır.

Bazen eski bir şarkıda çıkar karşımıza unutamadığımız şeyler. Bazen bir sokakta, bazen yarım kalmış bir cümlenin içinde… Hiç beklemediğin bir anda, sadece bir koku bile geçmişi omzuna bırakabilir. Mesela bir zamanlar senin için anlam taşıyan bir yerden tekrar geçersin. Adımların fark etmeden yavaşlar. Sanki biraz daha yavaş yürürsen geçmiş geri dönecekmiş gibi hissedersin. Oysa insan en çok da geri dönmeyeceğini bildiği şeylerde duraksıyor.

Çünkü insan sadece bir kişiye değil onunla kurduğu bağlara, paylaşılan anlara, geleceğe dair içinde büyüttüğü küçük ihtimallere de bağlanır. İşte en zor olan da budur. Bir gün dönüp baktığında, unuttuğunu sandığın şeyin hâlâ içinde sessizce yaşamaya devam ettiğini fark etmek…

Bence unutmanın gerçekten ne kadar zor olduğunu, ancak kaybettikten sonra anlıyoruz. Bir şey elimizdeyken “unuturum” demek kolay geliyor. Ama eksikliği hayatın içine yerleştiğinde, insanın içindeki boşluk yavaş yavaş büyüyor. Sabah uyandığında ilk birkaç saniye her şey normalmiş gibi oluyor mesela… Sonra bir anda gerçek zihnine çarpıyor. İçine soğuk bir rüzgâr dolmuş gibi hissediyorsun. İşte o an anlıyorsun; bazı şeyler unutulmuyor, sadece insanın içine yerleşiyor.

Zaman geçiyor sonra. Günler birbirine karışıyor. İnsan başta “geçti” sanıyor ama aslında geçen şey acının ilk sertliği oluyor. Çünkü insan unutmuyor, sadece yokluğa alışıyor. Alıştığın bir sesin artık hayatında olmayışına, eskisi gibi paylaşılmayan şeylere, artık açılmayan bazı konulara alışıyor. Ve bir süre sonra fark ediyor ki unutmak başka, yokluğuyla yaşamayı öğrenmek bambaşka bir şeymiş.

Hayat bazen insana istemediği şeyleri yaşatıyor. Bugün içimize çöken bir kırgınlık, yarın büyüyüp koca bir yorgunluğa dönüşebiliyor. Eğer unutamadığımız şeyleri sürekli yarına taşırsak, zamanla kendimizi de o yükün içine hapsediyoruz. Çünkü bazı acılar, sustukça geçmiyor; sadece insanın içinde daha derin bir yere yerleşiyor. Sürekli karanlığı düşünen biri, bir süre sonra gökyüzüne baksa bile ışığı fark edemiyor.

Belki de bu yüzden bazı şeyleri zor da olsa geride bırakmak gerekiyor. Unutmak kolay olduğu için değil devam edebilmek için. Çünkü hayat bazen bize sessizce şunu öğretiyor: İnsan her şeyi unutamaz. Bazı izler hep kalır. Ama insan, o izlerle yaşamayı öğrenebilir. Ve belki de bazı şeyler gerçekten geçmiyordur… Sadece zamanla sessizleşiyordur.

“Yazmayı, insanın içinde birikenleri sessizce anlatmanın yolu olarak görüyorum.”
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.