SESSİZ BİR CÜMLE
Bir gün, kimsenin seni beklemediği bir saatte eve döneceksin.
Anahtarı çevireceksin.
İçeride her şey yerli yerinde olacak:
Masa, sandalye, duvar…
Bir zamanlar birlikte sustuğunuz onca eşya.
Ve sen, bunca yılın bir insanı götürmeye yettiğini
Ama onun bıraktığı boşluğu doldurmaya yetmediğini anlayacaksın.
O gün kimseye kızmayacaksın.
Çünkü bazı gidişlerin suçlusu yoktur.
İnsan bazen birini kaybetmez,
Onunla kendi içindeki bir ihtimali kaybeder.
Sonra hayat devam eder.
Çay soğur, telefon susar, sabah olur.
Sen işe gidersin.
İnsanların arasına karışırsın. Gülersin belki.
Kimse bilmez;
İçinde, herkesin öldü sandığı bir şey hâlâ nefes alıyordur.
Ve en kötüsü şudur:
Onu kurtarabilecek yaşta değilsindir artık.
Çünkü insan, bazı şeyleri kaybettiğinde henüz çok gençtir.
Anladığında ise çok geç.
İşte bu yüzden bazı geceler ağlamazsın.
Sadece ışığı kapatır, duvara bakarsın.
Ve içinden, kimsenin duyamayacağı kadar sessiz şu cümle geçer:
“Ben aslında başka türlü yaşayabilirdim.”