14 Temmuz 2026, 05:43:26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 31°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
31°C
Parçalı Bulutlu
Sal 27°C
Çar 28°C
Per 29°C
Cum 30°C

UMUT, ACI VE SEVİNÇ AYNI YERDE BULUŞABİLİR Mİ?

UMUT, ACI VE SEVİNÇ AYNI YERDE BULUŞABİLİR Mİ?
10 Temmuz 2026 11:32
79
A+
A-

Bazı mekânlar vardır; daha kapısından içeri adımınızı attığınız anda içinizde tarif etmesi güç bir duygu belirir. Omuzlarınıza görünmeyen bir ağırlık çöker, sesiniz kendiliğinden alçalır, adımlarınız yavaşlar. Sanki zaman burada daha yavaş ilerler. İşte hastane koridorları tam da böyle bir yerdir. Umudu da acıyı da sevinci de saklar kalbinde.

Bu uzun koridorlar sadece geçit görevi görmezler. Onlar, hayatın en gerçek hikâyelerinin yazıldığı sessiz tanıklardır. Bir odadan “Ben geldim.” diyen bir bebeğin ağlama sesi dışarıda bekleyen babayı sevindirirken, diğer odada çaresizce acılarının dinmesi için yalvaran birinin acısı ailesinin yüreğini dağlayabilir. Bir tarafta tarifsiz bir mutluluk yaşanırken, birkaç adım ötede vedalaşmanın en zor anları yaşanır. Hayat, burada bütün zıtlıklarını aynı çatı altında buluşturur.

Günün ilk ışıklarıyla birlikte hastanenin temposu da artmaya başlar. Koridorlarda elinde tahlil sonuçlarıyla yürüyen insanlar görülür. Kimi yapılacak tetkikin sonucunu bekler, kimi ameliyat saatinin yaklaşmasını sessizce izler. Tekerlekli sandalyede ilerleyen yaşlı bir adamın gözlerinde umut vardır. Genç bir annenin elleri heyecandan titrer. Saatlerdir hiçbir şey yememiş insanlar olur ama açlıklarını bile hissetmezler. Çünkü düşünceleri yalnızca ameliyathanenin kapısının ardındaki sevdiklerine ulaşmıştır.

Beklemek, hastane koridorlarının en tanıdık duygusudur. Zaman o kadar ağır ilerler ki saat hiç ilerlemiyor sanırız. Doktorun odasının kapısı her aralandığında onlarca çift göz aynı anda o yöne çevrilir. İşte o anlarda doktorun yüzünde gezdiririz bakışlarımızı. Bir gülümseme ararız yüzünde ya da küçük bir mimik. Çünkü gülümseme iyi haberin işaretidir bize göre. Bazen yalnızca “Her şey yolunda.” cümlesi, günlerdir taşınan yükü hafifletmeye yeter.

Hastane koridorlarında insan, yalnızca kendi hikâyesine tanıklık etmez. Yan bankta oturan yaşlı bir teyzenin sessiz duası, cam kenarında bekleyen genç bir babanın telaşı ya da gece boyunca gözünü kırpmadan sevdiğinin başucunda bekleyen bir evladın yorgunluğu, farkında olmadan herkesin yüreğine dokunur. Burada insanlar birbirlerinin isimlerini bile sormazlar; sadece aynı endişeyi taşırlar. Belirsizlik, umut ve endişe, görünmez bir bağ gibi herkesi birbirine yaklaştırır.

Bu koridorlarda zaman zaman hiç tanımadığınız biriyle kurduğunuz kısa bir sohbet bile insana güç verebilir. Bir bardak çay ikramı, içten söylenen “Geçmiş olsun.” cümlesi ya da yalnızca anlayışla kurulan bir göz teması bile insanın kendisini daha az yalnız hissetmesini sağlar. Çünkü hastaneler, insan olmanın en saf hâlinin görüldüğü yerlerden biridir.

Elbette hastaneler yalnızca acının adresi değildir. Sağlığına yeniden kavuşan bir hastanın sevinçten gözlerinin parlaması, zorlu bir ameliyatın ardından gelen sevinçli haber, aylarca süren tedavinin sonunda taburcu olup havayı soluyan insanlar… Yeni doğan bir bebeğin ilk nefesi, uzun süredir beklenen güzel bir haber ya da umutla açılan bir kapı, karamsarlığın arasından yükselen ışık gibi herkese moral olur. Burada hiç tanımadığımız biri bizim için dua edebilir ya da bizim sevincimize ortak olabilir.

Hastane koridorları insana hayatın aslında ne kadar sade ama ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hatırlatır. Unvanlar, makamlar, tafralar, kırgınlıklar; hepsi anlamını yitirir burada. O an herkes iyi bir şeyler duymayı bekler. Çünkü böyle zamanlarda herkes yalnızca bir evlat, bir anne, bir baba, bir eş ya da bir dosttur.

Belki de bu koridorların en büyük öğretisi budur: Sevdiklerimize sevgimizi söylemeyi ertelememek, küçük mutlulukların kıymetini bilmek ve sağlığın aslında sahip olduğumuz en büyük zenginlik olduğunu unutmamak…

Çoğu zaman koşturmaktan fark edemediğimiz hayatın değeri, bu sessiz koridorlarda bütün açıklığıyla karşımıza çıkar.

Hastane koridorlarından ayrılan herkes geride yalnızca birkaç saat ya da birkaç gün bırakmaz. Aynı zamanda hayata dair yeni bir bakış açısı da kazanır. Çünkü orada insan, nefes almanın bile ne büyük bir nimet olduğunu yeniden anlar. Eve döndüğünde sevdiklerinin sesini duymak, onlarla aynı sofraya oturmak, içten bir gülümsemeye karşılık verebilmek bile bambaşka bir anlam kazanır.

Hastane koridorları, umuda sarılmayı anlatan, sevdiklerimizin kıymetini bizlere öğreten, beklemenin dayanılmaz acısına şahit olduğumuz en gerçek yerlerdir. İnsan oradan ayrılırken sadece bir binadan çıkmaz; yaşamın ne kadar değerli olduğunu biraz daha derinden hissederek yoluna devam eder.

ETİKETLER: , ,
Adım Büşra Akel. Ayvalıklıyım. Daha çok deneme yazısı yazıyorum. Onun dışında şiir, gezi yazısı da yazıyorum. Gezmek, yazmak ve okumak hayatımın vazgeçilmez hobileri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.