ZIT KUTUPLAR BİRBİRİNİ NEDEN ÇEKER?
Zıtlıklar neden daha iyi anlaşıyor? Neden birbiriyle anlaşmazlığa girip ayrılmıyor? “Çünkü birbirlerini tamamlıyor.” klişe cevabını verip geçmeyeceğim tabii ki. Bu işin kolay olan tarafıdır.
Varlıklar varoluş gereği olarak kendini daima eksik görür. Varlık dedim çünkü; canlılar dışında da bu olayın geçerliliği görülebilir. Kimi kabullenir kimi de söylenir ama sonuç hep aynı bilinir. Kendine bakan gözler eninde sonunda yetersizliği hala görebilir. Kendinde görmek istediği ama göremediği özellikleri karşısında gördüğünde sever, mükemmel zanneder. Halbuki bizim bilmediğimiz, fark etmediğimiz onun da kendinde gördüğü eksiklikleri var. İnsan yalnızca kendi eksikliği karşısında olmadığında güzel bulur.
Doğuda olan batıyı ister, batıda olan doğuyu gözler. Çocuk olan yetişkinliği bekler, yetişkin olan çocukluğu özler. Şehirdeki köye gider, köydeki şehri över. Geçmiş geleceği gözetler, gelecek geçmişi seyreder. Başlayan bitsin diye çabalar, bitiren en başa döner. Aydınlık karanlığı süsler, karanlık aydınlıkta dikkat çeker. Zıt olan her şey birbirine anlamını yükler
Anlayacağınız doyumsuzluk hep kendine verilmeyeni ister, elindekinden şikayet eder. Kendini bir türlü sevemeyenler, sevmek için kendinden tam tersi birini bekler. İşte bu yüzden zıt kutuplar birbirini çeker derler.